
Bu yazı TMMT’ nin aylık İçsel
Gazetesi
Toyota Türkiye için
hazırlanmıştır.
ve gazetede belki kısaltılarak
yayınlanabilir.
Resimler özgün olup tarafımdan
çekilmiştir.
Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com
İzmit’ ten yola çıkıldığında Karamürsel’ e varmadan önceki belde Ereğli’ dir. Izmit merkezden kişisel araç ile ulasım, trafigin yoğun olmadığı saatlerde yaklasık 30 dakika sürmektedir. Bu beldede uzun yıllardır balıkçılık bir meslek ve kazanç kaynağıdır. Burada her sabah balık mezatı düzenlenmektedir. Balıkçılar Mendireğinde her sabah saat 06:30 civarı başlayan balık mezatından alınan taze günlük balıklarla kendinize güzel bir ziyafet çekebilirsiniz.


Sahilde sayıları oldukça az ama oldukça nezih ve şık balık lokantaları vardır. Bunlardan her hangi birisini seçip tezgahta sergilenen balıklardan siparişinizi verebilirsiniz. Balıkları beklerken salatanızın siparişini verebilir ve sunulan salamura zeytinin tatını çıkarabilirsiniz. Salata ile birlikte gelen soğan ve turp, dikkat çekecek derecede kıtır kıtır ve acısıdır. Balığınızı yedikten sonra denize bakarak kahve yada çayınızı yudumlar benim gibi sigaranızı tellendirebilirsiniz.
Alkolden söz etmedim, çünkü genelde bu yöre de sahil şeridinde ve yukarı dağ köylerinde yer alan et ve balık lokantalarında alkol servisi yapılmamakta ve izin verilmemektedir. Zaten karayolu cıvarında yer alan restoran ve lokantalarda alkol yasal olarak ta yasaklanmış ve buna ruhsat verilmemektedir.
Fiyatlarsa pek el ve cep yakmamaktadır. Iki kişilik bir balık ziyafeti yaklasış 12 ila 15 milyon arasındadır. Yani ben çipuranın tanesini 4 milyona yedim. Buda kesinlikle pahalı değildir. Alışveriş yerlerinde çipuranın kg. 7 milyon ve bir çipura ½ kg gelir. Şayet fiyatlar yüksek görünüyorsa sizlerin kriterlerine göre, deniz kıyısında, oldukça sessiz ve dingin bir ortamda yenilen balık bedelini Maşukiye’ de Alabalık vadisinde yenilen alabalık bedelleri ile karşılaştırabilirsiniz.

En bilinen ve meşhuru Maşukiye beldesinde yer alan alabalık vadisi lokantalarıdır. Bu kesitte ortam inanılmaz derecede yeşil, ağaçlık ve doğal özellik pek bozulmamıştır. Ancak son yıllarda Sapanca gölü cıvarına olan aşırı ilgi, burayada yansımış ve alabalık lokantalarının sayısı artmıştır. Belediye bölgeye belli bir düzenleme getirmiş ancak sonuç inanılmaz derecede kötüye kullanılmış.
Maşukiye’ nin içersine aracınızla vardığınıda ve güneye doğru yönelip alabalık vadisine ulaştğınızda önünüze fırlayan ve sizi lokantasına tahsis edilmiş otoparka yönlendirmeye çabalayan insalarla karşılaşacaksiniz. Şayet seçimi ben yapacağım istediğim yere gitmek istiyorum diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. O zaman arabanızı park etme ve aşağıya inme şansınız pek yok. Ve arabanıızı park edebileceğiniz genel bir araç parkı bırakılmamış. Sanırım söz konusu olan rant. İllade burada bulunmak ve burada alabalık yemek isitoyrum diyorsanız bence arabanızı bu alanın dışında bir yere park edip, biraz yürümek gerek. Çünkü bu alanda her lokantada alkol servisi var. Ve alabalık pek tercihim olmasada ortam ve alkol olayaı vazgeçemeyeceğim şeyler.
Başka seçenekler ise, Keltepe (Kartepe) yolu üzerinde, oldukça bir süre tırmandıktan sonra karşınıza çıkacak bir seçenek. Çıkarken sol tarafta yer almaktadır. Adını hatırlamıyorum ama park sorunu bulunmamaktadır ve ortam biraz salaştır. Fiyatlarda alabalık vadisine göre makul sayılır. Su sesi hariç, kuş sesleri, kuş-bakışı manzara ve sizi uyuşturacak derecede fazla oksijenli bir ortam.
Yine Kartepe yolu üzerinde ancak daha pek tırmanışa geçmeden yolun sağ tarafında yer alan etrafı oldukça güzel düzenlenmiş balık lokantaları da mevcut. Bu lokantalara dair pek bilgim yok. Ne inceleme fırsatım oldu ne de buralarda balık yeme şansım oldu. Aktarabileceğim sadece fiyatlarının, hesabı öderken, “Hesabımız paç para?” diye sorup, bedeli ödeyip çıkan kişelere daha çok uygun olduğu yönünde.


Burada ortam inanılmaz derece çarpıcı, yeşillik ve dingindir. Su sesi kuş sesleri ile birleşmekte ve lokantalar çayın üzerinde oturdulmuş kulube türü çıkıntıların üzerinde yer almaktadır. Alkol servisi yapılmamaktadır. İçme suyu içimi çok rahat ve yumuşaktır.


Alabalığınızı mısırununa bandırılmış ve yağsız kızartılmış olarak pişirilmesini öneririm. Tatı ve lezzeti parmaklarınızı yalatacak dereceye ulaştığını farkedeceksiniz. Ödeyeceğiniz bedel balık başına sade kızartılmış olanalar için 1,500,000 TL ve yağlı ve mantarlı türü için ise 2,500,000 TL’ dir. Bu fiyata sanırım salata ve çay dahildir.
Doğasever yada treking ilginiz varsa, çevrede kısa ve harika gezintiler yapabilirsiniz. Dönüşte Yuvacık barajı çevresinde durup genel manzarayı seyredebilir ve resimleyebilirsiniz.
Bu anlattıklarıma Maşukiye’ den itibaren ta Sapanca’ ya değin yol kenarında levhalarını görebileceğiniz bir çok alabalık lokantasını da ilave edebilrsiniz. Ama bunlara istisna teşkil eden Yuvacık beldesinde yer alan alabalık tesisleri gelmektedir.
En sona Sapanca Gölü kyısında yer alan balık restoranlarını bıraktım. Burası hem vakit geçirmek isteyen hemde uzun süreli yemek masasında vakit harcamaktan hoşlanan tiplere göre. Her şey mevcut, balık, et ve diğer yemekler. Alkol servisinde ise hiç bir sorun bulunmamaktadır. Fiyatlar ise oldukça –bence- maküldür. Şayet sadece Sapanca gölü civari diyorsanız ve illade göle yatay olarak nazır diyorsanız burayı tercih edin. Ama ben değişik ortamlarda bulunmayı tercih etmekteyim. Daha çok Yavacık benzeri, denenmemiş, pek tanınmamış yerleri. Ancak illa alkollü ve muhabbetli diyorsam tabiiki Sapanca gölü kıyısı eşsiz ve rakipsiz bir seçenek.
Gölcük’ ten itibaren ta Karamürsel’ in sonuna kadar yol üzerinde sayısız et lokantası ve mangalbaşı restoran bulunmaktadır.
Bu tür lokantaların çoğunda alkol servisi yapılmakatadır. Yapılanlarda mevcuttur ama bizzat sormakta yarar vardır. Lokantaların çoğu bahçeli ve bahçeleride oldukça bakımlı ve düzenlidir. Araç park etme ve ulaşım derdi yoktur.
Bu tür yerlerin fiyatlarını karşılaştırma konusunda pek bir şey söyleyemeyeceğim. Çünkü bu tür bir lokataya gidildiğinde bir tür günü doldurdurma ve günü iyi geçirme gibi yaşanmaktadır yemek olayı. Yani sırf yemek yeme ve daha az ödeyip çıkma, bu tür yerleri sevenler ve müdavimler için söz konusu değildir. Ancak illada ortalama ne ödenebilir diye bilgili olunmak isteniyorsa, ilk varışta bizzat baş garson yada şefle kısa bir muhabbet sorunu halledecektir.
Hafta sonu erkenden kalkıp, örneğin sabah 06:00-06:30 arası, ve günü tam yaşama taraftarı ve sevdalısı iseniz, sizlere önerebileceğim bazı güzel seçenekler var.

İzmit Körfezinin Kuzey tarafında yer alan kesitten başlarsam, ilkin ve öncelikle Hereke sahilini öneririm. E-5 ve TEM’ den Hereke’ ye saptıktan sonra aşağı merkeze inip demiryolunu üstten geçen iki yoldan birisi ile –birisi Batı tarafta diğeri Doğu tarafya yer alır- sahil şeridine ulaşırsınız. Arabanızı uyugun bir yere park ettikten sonra, isteğinize en uygun çay bahçesini ve masayı seçip beraberinizde getiridiğiniz kahvaltılıkları masaya dizer ve çaylarınızın siparişini verirsiniz. Etrafınız ağaçlar, çiçekler ve deniz ile çevrilidir.
Çaylarınızı sipariş edersiniz, çaylar gelinceye değin benim gibi dolmalardan kaçamay yaparak bir iki tane götürebilir, elinizin üstüne şaplay yiyince “ naapayım sigara altlığı yapıyorum, ağzım çok acılandı” diyebilirsiniz.
Bu arada pek sevimli, -sanırım kahvecinin ifadesi ile üniversiteli öğrenciler alıştırmış- kendilerle oynaşabilirsiniz, masanıza yaklaşıp sadece özel şeyleri kabul ediyorlar. Ekmek ve benzeri şeyleri yemiyorlar! Salam, sucuk yada buna benzer şeyleri tercih ediyorlar. Hayat işte alışmak ve alıştırılmak kötü!

Biraz muhabbetten sonra tercihinize göre sigaranızı yakıp ya gazetenizi okur yada ister mendirekte yer alan balıkçılarla sohbet eder satılmakta olan balıklar iel ilgili bilgi alır isterseniz sabah eğitimlerine başlayan kürekçilerin çalışmalarını izlersiniz.

Dilerseniz, bu tarihi şirin belde ile ilgili bilgilerinizi arttırabilirsiniz. Oturduğunuzu çay bahçesinin hemen yakın çevresinde yer alan ve kuruluşları İstanbul’ daki Dolmabahçe Sarayı ile aynı yıllar olan, ilk İpek halı fabrika binasını, camiyi ve Alman Kralı Keiser Wilhelm’ in yöreye yaptığı bir günlük ziyaret için bir gün ve gecede inşa edildiği söylenen, deniz kenarındaki köşkü görebilirisniz. Bunu hemen yanında yer alan ve suyu bol derenin su sesi ile kulaklarınıza ziyafet çekebilirsiniz. Bu alan ulu çınar ağaçlarının gölgesinde kalmaktadır. Demiryolu alt geçidinden Kuzey tarafına geçer, kuruluş amacı Osmanlı ordusunda fes üretmek olan şimdilerde Sümerbank’ ın özelleştirilmesi ile özele devredilen ve atıl durumda olan Halı ve teksil fabrikasının önünü ve o zamanlar yöneticiler için inşa edilmiş ama şimdilerde KOÜ Meslek Yüksek Okullarına tahsis edilmiş taş binaları izleyebilirsiniz.
Hereke’ yi, sahili ve çevresini kuş bakışı izlemek istiyorum derseniz, yine en üst kesimine değin artabanızla ulaşabileceğiniz Hereke Kale kalıntılarına gider, kuş bakışı kurulan fes gabrika binalarını, şehir yerleşimini ve sahilini sindire sindire izleyebilirsiniz.
Yarımca (Körfez)
Benzer kahvaltı ortamını Yarımca (Körfez) sahilinde de yaşayabilirsiniz ancak, bu Hereke’ de sözünü ettiğim benzer ortam da olmayacaktır. Yarımca sahili sonradan doldurulmuş mekan üzerinde yer almaktadır. Ancak etraf oldukça iyi düzenlenmiş ve yeşilliktir. Yine demiryolunu alt geçit ile geçip arabanınzla çay bahçelerine ulaşabilirisiniz.

Yok ben çay bahçelerinde değilde daha güzel bir mekanda bulunmak istiyorum derseniz, bahçesinde dallari alt desteklerle takviye edilmiş, geniş dallı ulu çınarın bulunduğu Türk Kahvesi (Şark Kahvesi)’ ni tercih edebilirsiniz. Mekan Yarımca istasyonunun hem kıyısında, kilseden camiye çevrilmiş ve uzun yıllar iyi korunmuş tarihi Osmanlı camisinin hemen bitişiğinde yer almaktadır. Biraz tarihi mekanlara meraklı iseniz, demiryolu tarafına geçer cami duvarında yer alan Osmanlı yazıtına bir göz atabilir ve duvarda yer alan sutunlu üçgen şeklindeki sütün üst başlığı içinde yer alan bu Osmanlı tuğra ve yazıtını okumaya çalışırsınız.
Karamürsel’e varmadan yolun sağ kesintide Tepeköy levhasını gördüğünüzde sinyalinizi verin ve sola geçin. Buradan doğruda Tepeköye doğru devam edin. Ana yolu hiç sapmadan ve terk etmeden doğruca Köy meydanına varın. Meydan diyorum ama bir meydan bulamayacaksınız. Çünkü köy tamamen dik ve alanı dar bir tepeye konuçlanmış. Arabanızı uygun bir yere park edip köy camisi yanında yer alan köy kahvesine postu atabilir be kahvaltı için masayı donatabilirsiniz. Artık çayınızı ısmarlayabilirsiniz. Kahvenin ufak bir bahçesi var, ama hemen önü, uçurum gibi vadi, karşınızda orman ve cıvıldayan kuşlar. Pus ve sis yukarıdan vadiye doğru akıyor, çiğ misali bir ıslalklık oluşuyor etrafta.

Bu zevki ister bahçe de kahvaltı yaparak ister kahvaltı sonrası, kahvenin bahçesine çıkıp sisler altında kalan dağ yamaçlarını yada Körfezi ve sahildeki taşlaşmış görüntüyü izleyebilirsiniz. daha sonra isterseniz ve meraklı iseniz, sayıları gittikçe azalan eski kargir evleri seyredebilir köy içinde meraklı gözlerle dolaşırken her rastladığınız ve sizinle göz göze gelen kişilerin “Hoş geldiniz” sözlerine gülümseyerek “Hoş bulduk” diyebilirsiniz. Her kişinin size yardımcı olmaya çalıştığını görüncede oldukça şaşıracaksınız.
Rastladığınız her kişi ile köy, çevre ve her şey hakkında konuşabilir ve bilgi alabilirsiniz. Çok sıcak ve sevecen insanlar.
Vakti ile ta kurtuluş savaşı yıllarında köy merkezi bir Rum köyü imiş ve köyde Kilise varmış. Sonraları bu kilise kalıntıları üzerine ilk okul inşa edilmiş. Mubadele yıllarında buraya Yunanistan’ nın Selanik şehri çevresinden gelen göçmenler yerleştirilmiş. Köy geçimini başlıca, zeytin, erik, taze fasulye ve kirazdan elde ediyormuş. Bir süre dışarıya, özellikle geçnleri göçe vermişler. Sonraları ise, köye yol ulaştırıldıktan sonraları, aşağıda şehirde çalışanlar günü birlik gider gelir olmuşlar. Emekli olanalar da geri dönünce ve köy canlanmaya başlamış. Ancak burada da göze çarpan betonlaşma ve var olan değerleri kaybetme olgusu, insanlar bunun farkında ama alternatifin olmaması açısından çaresiz gibiler. Çevre paralı ve zengin insanların villalar yaptırmaları ile hızlı tüketilme ve kirlenme yaşayabilecek konuma ulaşmış.
İyi geziler ve bol
muhabbetler dilerim. Erkan Kiraz’ ın bir sonraki gezi öyküsünü bekleyin. ;)
İzmit, Kazaları,
Kasabaları, Köyleri ve Belediyelerine ve Türkiye’ ye özgü diğer resimlerin
tamamı aşağıdaki adreslerden izlenebilir:
http://www.community.webshots.com/user/erkankiraz
http://www.community.webshots.com/user/erkankirazi
http://www.virtualtourist.com/erkankiraz
© Copyrighted to Erkan Kiraz.
Bu yazi ancak kaleme alanin izni alinarak
tekrar yayinlanabilir yada dağıtılabilir.
This study may be re-copied or
re-distributed only with prior consent of its Author.
Prepared By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on 15/04/2001.