
Bu yazı çeşitli medya ortamları ve TMMT’ nin aylık İçsel Gazetesi Toyota Türkiye & SANet Web Sayfası için hazırlanmıştır. Belki sözü edilen ortamlarda tamamen yada kısaltılarak yayınlanabilir. Resimler özgün olup tarafımdan çekilmiştir. Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com
Sevgili Marina Hanım (1) ile tanışmamız İnternet vasıtasıyla oldu. İzmit’e ilişkin İnternet ortamında eski bilgilere ulaşmaya çabaladığım, günler aylar süren uğraşılar sırasındaydı. Bir gün Nicomedia Projesi diye bir yere rastlamıştım. Bazı bilgiler yer almaktaydı eski İzmit’e dair. Bazı projeler ve tasarımlar. Site İstanbul Kanlıca Lions Kulübü’ne aitti (2). Buraya iki adet ileti göndermiştim, bilgi paylaşımı ricası ile. Ardından gelen iletiler karşı iletiler ve beni bir toplantılarına davet edişleri ve Marina Hanımın bir gün beni İzmit’li Numan Gülşah (3) ile tanışmam için yönlendirmesi ve Numan Gülşah ve onunla yakın çalışan gençlik arkadaşım Soner Kılıç’a ulaşmam.
Sonraları Nicomedia Projesi kapsamında gerçekleştirdiği ve bir ayağı İzmit Tenis Kulübü’nde (4) oynanan Nicomedia Tenis Turnuvası (5) ön hazırlığı için İzmit’e gelişinde tanışmamız. İri kıyım oldukça kilolu ama görüntüsünün dışında şaşırtıcı bir ataklığı, hareketliliği olan bir bayandı. Terliyordu ama ne uzun yürüyüşlerden, ne araba kullanmaktan ne de koşuşturmaktan geri durmuyordu. Tenis Kulübü’ndeki kahvaltı sohbeti sonrası Fuar Müdürlüğü’ne dek yürüyerek gitmiş ve orada Fuar Müdürü ile bir görüşme yapmıştık.
Ve İstanbul’da Harp Akademileri karşısında bir yerlerde Enka Spor Tesisleri’nde (6) düzenlenen Nicomedia Tenis Turnuvası kapanış karşılaşmaları ve Ödül Töreni etkinliğine davet edilmiştik. Belediye’den sağlanan bir minibüs, yerel gazetelerden iki muhabir arkadaş, Soner Kılıç (7), Ruhan Odabaş (8), Numan Gülşah ve ben. Bu turnuvanın düzenlenmesini, İzmit’in adını duyurmak ve kentimize ilgi çekmek için sağlamıştı. Karşılaşmalar sonunda gerçekleştirilen ödül töreni öncesi Numan Gülşah’ın İzmit’in sahip olduğu tarihi mirasımız hakkında, çekilmiş görüntülerle bir konuşma yapmasını sağlamıştı. Böylece geniş bir kesim karşısında İzmit’in adı duyulmuş ve nelere sahip olduğu öğrenilmişti. Bu turnuvanın bir ayağı da emekli dünya çapında tenisçi Bodo Nitsche’nin (9) de katılacağı ve bir iki gösteri maçı yapacağı karşılama ile İzmit’te yapılmış olacaktı.
Bu karşılaşma öncesi Marina Hanım yine İzmit’e gelmiş tekrar görüşme ve birlikte İzmit’in bazı güzel köşelerini paylaşma olanağı bulmuştuk. İzmit Bağçeşme Şehitlik Korusu (10) içinde bulunan Bayraktar Burcu’nda hapsedildiği farz edilen ve İzmit’te yaşadığı kabul edilen Santa Barbara’nın (11) hapsedildiği yeri gezmiş, ardından Pembe Köşk’e uğramış ve en son Çukurbağ Mahallesi’ndeki Numan Gülşah’ın konutunun bahçesinde bulunan Roma dönemi tarihi kalıntılarını ziyaret etmiştik.
Marina Hanım İzmit’in tarihi dokusu ile uluslararası ortamda adının duyulması ve burada tarihi mirasımızın korunması için belli çaba sarf eden birisidir. Burada günlük yaşam içinde yaşama geçirilebilecek bazı projelerin olurluğunu kanıtlayabilmek için uğraş vermektedir. İzmit’in sahip olduğu bazı uluslararası bilinen yönleri ile dikkat çekmesi gerektiğine inanmış ve bu alanda özellikle İtalya, Almanya ve Avusturya’da uğraş verdikten sonra, Santa Barbara ile bağ kurarak ABD California’daki Santa Barbara ile İzmit’in kardeş kent ilan edilmesi için çaba sarf etmiştir. Bir süre sonra Kanlıca Lions Kulübü ile bağları bir şekilde kesilmiş ama İzmit’e olan ilgisi devam etmiştir. Kişisel çabaları içinde tıpkı İzmit’e Avrupa Birliği adına Avrupa Kenti belgesini veren grupla İzmit’e gelmesi gibi bu kez kişisel bağlantı ve çabaları ile 18 Ekim 2002 Cuma günü Uluslararası İstanbul Kadınlar Birliği’nden (IWI) bazı temsilcileri İzmit’e getirme olayını düzenlemiştir.
Böylece farklı etkinlik ve olanaklara sahip olan IWI üyelerini İzmit’in ne gibi bir tarihi ve doğal mirasa sahip olduğunu bizzat göstermiş olacak ve böylesi bir buluşma ile belki de kentimiz bazı kültürel ve sosyal projelere uluslararası destek ve parasal katkı olanakları bulma kapılarını aralamış olacaktır. Böylesi bir buluşmayı ise İzmit’te güvenip saygı duyduğu Numan Gülşah, Soner Kılıç gibi İzmit-severlerin yakın desteklerine güvenerek gerçekleştirmiş olacaktır. Bende böylesi güzel buluşmanın bir yerlerine biraz olsun baharatımla tat ve lezzet vermeye çabalayacağım. Bizler Marina Hanım gibi İzmit sevdalılarıyız. Kentimiz ve tarihi mirasının korunması ve yarınlara aktarılması için elimizden ve yüreğimizden gelen gayret ve çabaları seve seve yapmaktayız.
Hemen ilk ağızda İzmit’in tarihi miras olarak göstereceği neleri olabilir ki? denilebilir. Hani bunlar nerede? Değil sadece tarihi miras, İzmit’in sahip olduğu doğal, kültürel, medeniyetler karması kültürel olguları ve de yaşayan hala nice farklı özellikleri vardır. En sıradan sayılırsa Simit ve Pişmaniye ilk aklan gelenler değil mi?
Bir göz atalım bakalım İzmit’imizin neleri varmış; Kent Duvarları, Kent Giriş Kapıları, Kaleler ve Burçlar, Paşa Suyu Su Kemerleri, Su Sarnıçları, Ayazmalar, Midde Kuyusu, Ogüst Tapınağı Kalıntıları, Roma Saray Kalıntıları yada başka Roma Donemi Yapı Kalıntıları, Roma Antik Tiyatro Kalıntıları, İmparatorluk Gizli Ulaşım Tünelleri, Osmanlı’dan atalarımızdan yadigar kalan ama ilgisizlik ve lafazanlıktan kaderlerine terk edilen hamamlarımız, çeşmelerimiz, camilerimiz, ahşap konaklarımız, saraylarımız, Saat Kulesi ve Kasr-ı Hümayun. Evet ilk akla gelenler. Bunlarla sınırlı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bir bakalım daha ayrıntılı o zaman daha nelere sahipmişiz İzmit’imizde tarihi miras olarak.
ABD & Fransız Misyon Okulları, Ahşap
Konutlar, Akçakoca Türbesi ve Camisi, Armaş’ın
Kitaplığı, Azize Faustina Ayazması, Azize Vasilissa
Ayazması (Çınar
Pınarı), Bağırganlı, Seyrek, Sarısı,
Miço Koyu, Kerpe, Kefken, Cebeci ve Çamkonak gibi nice güzelim Karadeniz sayfiye
beldelerimiz, Bahçecik (Bardızag) Amerikan Misyon Okul Yapısı (Bihynia High School),
Balık Çiftliklerimiz, Bitinya, Roma, Bizans, Osmanlı
ve Cumhuriyet dönemleri değerleri, Çınar
Ağaçlarımız, Çiçek Seralarımız, Darıca
ve Eskihisar’da yer alan Tarihi Mekanlar, Demir
Yollarımızın Öyküleri ve İstasyon Binaları,
Doğantepe’de Elektrik Üretim Sistemi Kalıntıları, Diliskelesi
Kilise Kalıntıları, Diliskelesi Demiryolu Köprüsü, Eski
Camiler, Eskihisar Kalesi, Eskihisar
Osman Hamdi Bey Müzesi, Fes ve Çuha Fabrikaları (Olasılıkla
Kullar’da), Fransız Frerler Okulu (College St. Barbe), Fransız
Misyon Yapısı, Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Müştemilat
Yapıları ve diğer Osmanlı Eserleri, Gebze’de yer alan Osmanlı
Eserleri, Hereke (Yukarı) Osmanlı Değerleri, Hereke Halı
Fabrikaları, Hereke Kalesi, Hereke Wilhelm Köşkü, Hikmetiye
(B.Derbent) Osmanlı
Camisi, Kandıra Baba Tepesi Akçakoca Anıt Mezarı
ve Camisi, Kandıra, Kapanca Sokağı,
Kartaca’nin eşsiz kralı Anibal’ın Öyküsü ve
Mezarı (Hannibal
Barca), Kent Duvar Kalıntıları, Macar
Kolonileri, Macar kökenli Kuruc Prensi Imre Tökeli, eşi Zrinya
Ileni, Malta Pınarı, Midde Kuyusu, Nekropol,
Osman Hamdi Bey Konutu, Osmanlı Mezar Tasları ve
Yazıtları, Osmanlı Tarihi Çeşmeleri, Roma
Mezar Kalıntıları, Santa Barbara, Santa Pandeleon,
Su Kemerleri, Su Sarnıçları, Surlar ve Burçlar,
Tarihi Akmeşe (Arbaş,
Armaş, Armach, Armaşa) ilçesi ve Akmeşe Su
Değirmeni, Tavşancıl Ahşap Konutları, Üçtepeler
(Lazlar Mahallesi)
Tümülüsleri, Yahya Kaptan Anıt Mezarı, Yarımca
Antik Kalıntıları, Yarımca Atalar Camii, Yukarı
Hereke Osmanlı Camisi, Yukarı Hereke Roma
kalıntıları. Ve... inanın liste uzayıp gidiyor,
kentimiz kim bilir benim gözümden kaçan ne gibi daha başka zenginliklere
sahip bir kent. Kentimde var olduğunu bildiğim Roma Tünelleri
konusunda bizzat gidip gördüğüm ve görüntülediğim bir yer yok. Ama
var olduklarını biliyorum (12).
Ali Gündoğdu köşesinde ziyareti konu yapmış. Başlığı “Dünya Kadınları, tarihi yerleri incelemeye geliyorlar” şeklindeydi. Dünya Kadınlar Birliği (IWI) üyelerinden 50 kişilik bir heyetin ilimizi ziyarete geleceğini ve bazı yerleri gezeceklerini, misafirleri kentimizde kurlu 15 STK adına Sivil İnisiyatif Kurulu’nun karşılayacağını belirtmiş. Misafirlerin gezeceği yerleri sıralayıp, aynı gün öğleden sonra İTO Bithynia Club’ta yenilecek yemek sonrası ziyaretçilerin ilimizi terk edeceğini belirtmiş. Sivil İnisiyatif Kurulu’na hangi STK’ların dahil olduğunu açıklamış (13).
Ali Gündoğdu, 18 Ekim 2002 Cuma günü İzmit’e gelecek olan IWI adına 50 kişinin ziyaretinin ayrıntılarını da vermiş. Biz bunu hafta sonu Numan Gülşah (14) ve Soner Kılıç (15) ile konuşmuştuk. O gün için izin istemimi de dün yapmıştım. Haberde İzmit Yerel Toplum Örgütleri Sivil İnisiyatif Kurulu’na bağlı 15 derneğin ortak hareketi olarak aktarmış konuyu. Ama bunu asıl kotaran dostumuz Marina Baumeister Karaca (16). Heyet Çukurbağ Mahallesi’ndeki Numan Gülşah’ın konutunun hemen arka bahçesindeki Kazı Alanı’nı, Üçtepeler Yolu üzerinde, Otoyol güneyinde kalan Nekropol Alanı’nı, İzmit Gar Yapısı, Kapanca Sokak, Şehitler Korusu ve burada yer alan Kule’yi, İzmit Sarayı yani Kasr-ı Hümayun, Roma Tüneli, Fuar alanı Yönetim yapısı doğusunda kalan tarihi eserlerin sergilendiği Açık Müze (!) gibi belli tarihi ve kültürel yerleri ziyaret edecekmiş. Ziyaret sonrası öğle yemeği İTO, Club Bithynia’da yenilecek ve grup 16:00 sularında heyet kenti terk edecekmiş.
Gezi düzenlemesini yapan kurulda, Çevre Derneği, Düşkün ve Yaşlıları Koruma Derneği, Emekli Aktif Kadınlar Derneği (EAKD), Genç Kocaeliler Derneği (GKD), Huzurevi Derneği, İzmit Eski Evleri Yaşatma Projesi (İZEYAP), İzmit Kent Merkezi Derneği (İKM), İzmit Lisesi Mezunları Derneği (İzlider), İzmitliler Derneği, KASK, Kocaeli Dokümantasyon Merkezi (KDM), Kocaeli Müzelerini Sevenler & Dostları Derneği, Turizm Derneği, Yardım Sevenler Derneği yer alıyormuş.
Daha önceleri bu İnisiyatif Kurulu’nda KYÖD (Kocaeli Yüksek Öğrenimliler Derneği) de vardı ama sonraları bu kuruldan ayrıldılar. Bu çeşit düzenlemelerin İnisiyatif Kurulu’nca yapılması STK (Sivil Toplum Kuruluşları) adına oldukça yararlı oluyor düşüncesindeyim. Hem ortak bir güç, bilgilenme ve bilinçlenme yaşanmış oluyor hem de kente ilişkin tanıtım ve sorunlara yaklaşıma ortak olarak sahip çıkılmış oluyor (17).
İzmit Çukurbağ Mahallesi’nden bir
konut yapım temel çalışmasında bulunup, sonra gizlice
Üçtepeler Yolu üzerinde bir yere atılan Roma dönemi Herkül Heykeli (18),
Kasr-ı Hümayun bahçesinde ortalık bir yere
atılmış. Bu alan uzun süredir, bu SİT Alanı’na
Vali Konağı’nın yapılmasından ve Adliye
Yapısı’nın İzmit Doğu Girişi’ne
taşınmasından beri yasak bölge. Her şey mezbelelik durumda.
En son Kasr-ı Hümayun’un onarılması için Kocaeli Valiliği
tarafından başlatılan onarım çalışmaları da
sürüyor. Uluslararası İstanbul Kadınlar Birliği
temsilcilerinin (IWI)
bu alana girmesine Müze Müdürlüğü de izin vermemiş (19).
Başka bir haber de IWI üyelerini karşılayacak
olan heyetin, yani ortak hareket edecek STK’nın yöneticilerinin Kültür Müdürü
Ercan Yaman ile yaptıkları toplantıyı konu
alıyor ve
En ayrıntılı bilgileri sağlayan, “Dünya Kadınlar Birliği İzmit’te” biçiminde güzel bir konu başlığı ile köşesinde olaydan söz eden Ruhan Odabaş olmuş. Gelecek konukların ne için, hangi amaçlarla, kimin adına ve neyi görmeye ve izlemeye geleceklerini, IWI’nin ne olduğunu, bu heyeti oluşturan kişilerin etkilikleri ve bağlantıları konusunda irdelemeler yapmış. Ve bazı STK’lar ile diğer yetkilileri bir şeyler yapmaya özendiriyor (21).
Herkes Dünya kadınlar Birliği’nden söz ediyordu ama basında bu dernek için kullanılan IWI için İnternet’te kısa bir araştırma yaptım. Sayfalar dolusu bilgiler arasından en sonunda IWI adresine ulaştım. Sayfa İngilizce’ydi. Derneğin Adı Uluslararası İstanbul Kadınlar Derneği idi ve bunun İngilizce’si de International Women of Istanbul (IWI)’ydi. Sayfada derneğin bir Türk derneği olduğu açıklanıyor ve amaçlarının eşleri yabancı olan ve memleketlerinden başka yerlerde yaşama durumunda olan bayanlar arasında dayanışma ve bilgilendirme sağlamak olduğu belirtiliyordu. Hatta dernek kuruluş kayıt numarası Türkçe olarak verilmekteydi.
Sayfada derneğim amaçları, etkinlikleri, yayınları ve üyelik koşullarına dair ayrıntılı haberler yer alıyordu.Derneğin iki başkanı olmalı. Çünkü Syndee Voigt adının altında eş-başkan (Co-chairwoman) yazmaktaydı. Dernek İstanbul kadınlarını kapsamış olsa da diğer ulusal ve uluslararası kadın dernekleri ile de bir tür ilişkileri olmalıydı. İşte İzmit ziyaretleri bu kapsamda Dünya Kadınlar Birliği ile yaptıkları bağlantı ve dayanışma ile gerçekleştirilmiş olacaktı sanırım.
Yabancı kökenli olan ve bir Türk ile evli bulunan aynı zamanda İstanbul’da oturmakta olan bayanlar yaşadıkları sorunları, dertleri, kültür farklılıklarını, Türk vatandaşlığı konusunda yaşadıkları sıkıntıları, oturma izni almak için her bir seferde yaşadıkları bürokratik sorunları çözme, bunların üstesinde birlikte gelme konusunda anlaşmış ve bir şekilde bir araya gelmiş olmalılar. Derneğin adı her ne kadar İstanbul bulunsa da eminim diğer kentlerde oturan yabancı bayanlar da bu derneğe üye olabilirler yada bazı konularda dayanışma içersine girebilirler (22).
Ben ve ablam Heyecan konukları karşılamak için doğrudan İzmit Otoyol Giriş Gişeleri bölümüne gittik. Ali Osman Bey de kent içinden gelecekti. Arabamı uygun bir yere park ettim. Kent İnisiyatif Kurulu tutulan bir otobüs ile gelecekti. Yerel basın ve televizyonlardan gelen muhabirler ise yavaş yavaş alana geliyorlardı. Kurul da tanıdıklarım da vardı. İzmitliler Derneği üyesi Erkan Bilgisu ve eşi, Emine Keskin, Başkan Ali kanbak, Numan Gülşah, Soner Kılıç, önceki dönem İzmit Müze Müdürü Avni Dilbaz, Esin hanım, Müzeyyen hanım, Tümikom’dan bir bayan. Ve yüzleri aşina olan diğerleri.
Bekleyiş anında belli anların görüntüledim. Konuklar
saat 11:00 sularında geleceklerdi. Tam da vaktinde geldiler. Bir otobü
Nekropol Alanı’na gitmek için ben kısa yolu kullanmak istedim. Kent içi trafiğine girmeden, kolayca ve hızla ulaşabileceğim yollardan. Ali Osman bey ile telefonla konuştuk. Kendisini Eski Askeri hastane Yolu üzerinde alacaktım. Bu kesimdeki trafik ışıklarından içeri girip Eski Sarı Kışla Yokuşu’nu tırmandım. Yokuşu çıktıktan sonra Turgut Mahallesi Camii batı tarafındaki yol ile Çınar Pınarı önüne geldim. Burada yol ikiye ayrılır. Birisi kent içinde doğru gider diğeri ise dik olarak çıkar ve Bağçeşme Camii önüne ulaşır. Ben dik olan yol ile doğrudan Bağçeşme Mahallesi’ne geldim. Buradan mezarlık içersinden devam edip Şehitlik önünden su deposu önlerine geldim. Yolda sol tarafta geçen yıl yapımına tanık olduğumuz restoranın tabelası vardı. Grand Hill diye. Bu sükselerimiz hep kendimizedir. Neden Grand Hill? Kocatepe desek olmaz mı? Çok mu yabancı müşteri var İzmit’te? Bizde yabancı hayranlığı ve yabancı marka hastalığı vardır. Sadece buna uyulmak ve bu kuralın dışında kalınmak istenmez. Koskoca Koç Holding’in Rusya’da kurduğu Alışveriş Merkezlerin adını Ram Store koyması gibi bir şey bu. Ama ben çocukluğumdan beri Škoda’nın Türkiye’ye geldiği için Türkçeleştiğine tanık olmadım doğrusu.
Nekropol. Bu Eski Yunanca birleşik isim olup iki kelimeden oluşur. Yunanca Nekros ve Polis kelimelerinden oluşmuş bir birleşik ad. Nekros: ceset demektir. Yani ölü. Polis ise kent, şehir demektir. İkisi bir arada Mezarlık demektir. Necropolis: Sözlük anlamı ile mezarlık, özellikle antik zaman kentlerinde yer alan büyük ve geniş mezarlığa denir (23). Nekropol(is) kelimesi Roma’da via Appia’nın iki yanında ki mezarlar, Pompei’deki mezarlıklı yol ve Hıristiyan katokopları içinde kullanılabilir (24).
Nekropol Alanı, otoyol toprak çıkarma çalışmaları sırasında ortaya çıkartılmış bir Bizans dönemi kilse ve eklenti yapıları kalıntısıydı. Burada İzmit Müze Müdürlüğü’nün yaptığı kazı sonucu bazı değerli buluntular elde edilmiş. Burasını görüntülerken benim edindiğim izlenim ve bilgiler ise şöyleydi. Kilise ve eklenti yapıları, toprak yapısı yumuşak ve kaygan olan zemin üzerine oturtularak yapılmıştı. Kullanılan malzemeler arasında devşirme mermer blokların olması, Bizanslıların Roma döneminden kalma bazı malzemeleri burada kullandıklarının kanıtıydı. Yapı bir tür manastır olmalıydı. Hala ayakta olan iki adet kemerli oda vardı. Geniş ve orta yerde yer alan salon kilisenin ana bölümü olmalıydı. Bu kesim yapının doğu tarafındaydı. Geri tarafta, batıda yer alan diğer odalar ise dini görevlilerin kullandıkları alanlar olmalıydı. Kilisenin güney tarafında bir mezarlık olmalıydı. Çünkü bu tarafta, burada görev yapmış bazı papaz yada din görevlilerinin mezarları olmalıydı. Orada burada yer alan ve üzerlerinde Eski Grekçe yazılar bulunan mermer taşlar okunup deşifre edildiklerinde bazı bilgiler sunabilirler bize.
Yokuştan aşağıya inip otoyol kıyısında aracıma uygun bir yer bulup park ettim. Konuklar ve kurul buraya gelinceye dek biz Nekropol Alanı’nda gezinecektik. Bir süre sonra ziyaretçiler geldiler. Konukları ayrı ayrı ilk kez burada görme olanağı bulmuştuk. Gazeteciler ve TV muhabirleri görüntü almaya çalışıyorlardı. Marina Karaca ortada bilgi aktarıyordu o gür ve tok sesi ile. İngilizce olarak. İlkin herkesin doğal olarak Türkçe bilmediğini düşündüm. Ama yanıldığımı kısa süre sonra anlayacaktım. Bende her fırsatta görüntü almaya çabalıyordum. Ama fark ettim ki bu onları rahatsız ediyordu. Benim görüntüleri serbest-çalışan bir gönüllü olarak aldığımı diğer arkadaşların ise basın adına çalıştıklarını açıklama durumunda kalmıştım. İşte bu konuşmalara sırasında gördüm ki bayanların çoğu Türkçe biliyorlardı. Elbette İngilizce de bilenler vardı. Konuştuğum iki bayan Hollanda’dan gelmişlerdi. İngiliz ve ABD kökenli olanlarda vardı.
Bu bilgilenme anından itibaren ben mümkün oranda Türkçe konuştum hep. Alanı gezme, inceleme ve bilgilenme zamanı oldukça geniş tutulmuş oldu. Önce konuklar bir arada, sonra biz İzmitlilerle birlikte resimler çekildi. Sabahki hava koşullarına göre sıkı giyinmiştim ama pişman oldum. Sıcaklık 30 derecelere vurdu. Terden sırılsıklam olmuştum. Açıklamaları çoğunlukla Avni Dilbaz yapmaktaydı. Çevirileri ise Marina Karaca. Buradan bayraktar Burcu ve Şehitlik Alanı ziyarete dilecekti.
Sonraki duraklama Şehitlik’ti. Ben yine önce geldim buraya. Sürekli görüntü almaktaydım. Görüntüleri İnternet’te bir adrese yükleyeceğimi açıklıyor ve bu ziyaretin öyküsünü kaleme alacağımı söylüyordum. Yazının doğal olarak Türkçe olacağını ama şayet bana Türkçe-İngilizce bilen birisinin yardımcı olması ile bu yazının İngilizce’ye çevrilebileceğini aktarıyordum konuştuğum bayanlara. Site adreslerimin ve email adresimin yazılı olduğu küçük kağıtçıkları dağıttım. Bir kısmını da Marina Karaca’ya vermiştim dağıtması için.
Buraya gelinme gerekçesi, İzmit’te doğup burada
öldüğüne inanılan ve Katolik ve Ortodoks Kiliseleri’nce
kutsanmış ve belli Hıristiyan Kutsal Kişiler belgelerinde
kaydı bulunan Azize Barbara ile ilgiliydi. Yunanca adı ile Aya
Varvara. Santa Barbara’nın öyküsü özellikle Ortodoks kökenli
kiliselerde ve dünyanın dört bir tarafında onun adına
yapılmış, kilise, şapel ve kentlerde yaşatılmakta
ve onun burada, kentimizde, eskilerin adı ile Nicomedia’da, İzmit’te
doğup büyüdüğüne ve inanç olarak Hıristiyanlığı
kabul ettiği için ölüme mahkum edildiğine, İzmit
sırtlarında bir kulede hapsedildiğine ve sonra da babası
tarafından “şehit-martyr” edildiğine inanılır.
Ziyaretçilerin bir kısmı kuleye çıkıp İzmit’in
Önceki yıllarda tipik Osmanlı tarzı Ahşap Konutlar’ın korunma altına alınıp onarıldığı bir sokak vardır İzmit’te. Adı Kapanca Sokak’tır. İZEYAP, İzmit Evlerini yaşatma Projesi Derneği bu sokakta yer alan bazı konutların onarılmasını üstlenmiş ve yapına ön-ayak olmuş. Kurul üyeleri ve konuklar bu sokağa doğru gelirlerken, bu sokakta yaşamakta olan bir yaşlı amca Numan Gülşah beyi tanıdı ve kendince sinirlendi. Söylenmeye başladı. Onun bu tavrı ve tavrında ısrarcı olması, grupta bulunan kişileri de üzdü ve istenmeyen bir tartışmanın Yumurtacı Camii ile Pembe Köşk önünde yaşanmasına yol açtı. Yaşlı amca bu sokakta yer alan konutunun koruma altına alınmasına kızmış olmalı. Eski konutunun yerinde, diğer benzer konut sahiplerinin bir şekilde bir yolunu bulup yeni yüksek yapılar diktiği gibi yeni bir yapı yapamadığı için kızıyor ve sinirleniyor olmalıydı.
Konuklar ilkin Pembe Köşk’ü gezip dolaştılar. Pembe Köşk, Sırrı Paşa Yokuşu’nun ve Sırrı Paşa Malikanesi’nin güney tarafında yer alan bir yapıydı. Kocaeli Valiliği, burada yer alan üç katlı eski bir konutu onartıp, buranın Cafe ve Restoran olarak işletilmesini sağlamıştı. Ama bazı parasal nedenlerle işletmeciliği bırakılmış ve burası kiralanarak işletmeye açılmıştı. Geçen yıllarda biz hem arkadaş grupları ile burada bulunmuş hem de değişik zamanlarda diğer arkadaşlarla gelmiştim. Ortamı ve hizmetleri kanımca iyiydi. Pembe Köşk ziyaretinden sonra grup Kapanca Sokağı’ndan aşağıya inip burada yer alan ahşap konutları izledi. Bizde bu sokakta birisi Kore diğeri İngiliz kökenli bayanlarla anı resimleri çektirdik.
Grup daha sonra Çukurbağ Mahallesi’ndeki Kazı Alanı’na geldi. Ben daha önce buraya ulaşmıştım ama ara sokakları dolaşmama rağmen aracımız park edebilecek bir yer neredeyse bulamayacaktım. En geri sokak aralarına dek her yer park etmiş araçlarla doluydu. İlk gezilen yer, Numan Gülşah’ın konutunun bir ev daha doğusunda kalan alandı. Bu boş alanda 17 Ağustos 1999 depremi öncesi bir konut varmış ve yıkılmış. Geri kalan yerde Roma dönemine ait heykeller, sütunlar ve alanın bir zamanlar Yahudi yada Hıristiyan Mezarlığı olarak kullanılmasından dolayı mezar kalıntıları ve insan iskeletleri ortaya çıkmış. Benim dahi ilk kez çıplak gözle gördüğüm, elinde bir kalkan olan Romalı Asker heykeli yıkıntılar arasında ve duvar gibi yükselen toprak altındaydı. Avni Dilbaz’a göre burada yer alan Roma Sarayı M.S. 537’lerdeki şiddetli depremde yıkılmış. Bu heykelin resmini görmüştüm. Tanıklar gözlerine inanamadılar. Burada ayrıntılı ve etraflı bir kazı yapılmalıydı. Ama böylesi bir kazı yapılabilmesi için Mahallenin istimlak edilmesi, konut sahiplerine paralarının ödenmesi, burada çalışacak işçi ve görevlilerin giderleri, ücretleri vb işler için büyük paralar gerekiyordu. Böylesi bir para da ilgili mercilerde elbet yoktu.
İzmit Müze Müdürlüğü’nun kısa bir kazı yaptığı başka bir alan ise Numan Gülşah’ın konutunun arka bahçesiydi. Burada ise zemin mozaikleri, sütunlar, heykeller ve bazı diğer değerleri mermer kalıntılar bulunmuştu. Ama kazı yarım bırakılmış ve devam ettirilmemişti. Bu kesimin gezilmesi ve basına görüntüler verilmesi ve bazı açıklamalar yapılması sonrası gidilecek yer antik bir Roma Tüneli’ydi.
İzmit’te olduğunu bildiğim ama bireysel mülk
içinde olduğu için gidip görme fırsatı
bulamadığım ve bizzat görüntüleyemediğim bir tarihi
değerimiz vardı. Roma Tüneli. Baç Urgancı Camii sırtlarında
bulunan Su Sarnıçları’nı görüntülemiş ve
gezmiştim. Tütüncü
Apartman yapısının altı tamamen tünelle kaplıydı. Üste ise bilmem kaç katlı apartman. Avni Dilbaz’ın tünel hakkında verdiği bilgileri konuklara İngilizce olarak aktarmak bana kalmıştı. Tünel Roma dönemlerinde yapılmış olan ve o zamanların kentini dört bir yana saran diğer benzer tünellerde bir tanesiymiş. Yüksekliği 7 metre, genişliği 7 metre. Bu kesimde bulunan tünelin uzunluğu 70 metreymiş. Bu tünellerden atlı arabalar geçmekteymiş. İlk bölümden sonra küçük bir kapı ile diğer tarafa geçilmişti. Bu kısmın ucu kapalıymış. Oluşan depremlerde tıkanmış. Zaten ortada bir toprak yığını yer alıyordu. Benim durduğum toprak yığınının hemen üstünde ise tünele temiz hava sağlayan baca deliği. Bu deliklerden her on metrede bir başka delikler yer almaktaymış. Tünelin aydınlatma konusu da belli mesafelerle belli yerlere yerleştirilmiş özel aydınlatma düzenekleriyle sağlanmaktaymış.
Giriş kısmının güney ucunda dört beş genç beyaz kıyafetler içinde Romalı kişiler görüntüsü sağlamaya çalışmaktaydılar. Ellerindeki mumlarla görüntüleri farklıydı. Aralarına girip bu değişik görüntüde benimde yerim olmalı dedim ve onlarla resim çekildim. Tünel çıkışı gidilen yer, yeni düzenlenen ve çeşitli STK gruplarının merkez olarak kullanmaya başlayacakları ve bir kısmının da yeni taşındıkları, üç katlı Numan Gülşah konutuydu. Depremde hasar gören yapının bir yada iki katının Numan Gülşah yıktırtmıştı. Artık bu yapı sadece İzmit için gönüllü hizmet veren çeşitli sosyal ve kültürel derneklerin bir arada olacakları bir merkez olacaktı. Tüm konuklar ve kurul üyeleri odalara doluşmuştuk. İkram edilen lokumları yedik, dağıtılan soğuk suları içtik. Burada gezi noktalanmış oluyordu.
Ziyaret edilecek yerleri ben kendi arabamla dolaştığımdan dolayı bir sonraki gidilecek yerlere hep daha önce geliyordum. En son uğrak yeri İTO Sosyal Tesislerinde yer alan restorandı. Burada yemek yenilecek ve grup geri dönecekti. Ablamla birlikte gelmiştik buraya. Hazırlıklar restoranın havuz tarafındaki bahçesine yapılmıştı. Masaların düzeni, üzerlerine dizilmiş soğuk açıcıların görüntüsü harikaydı. İlkin ablamı fon olarak kullandım görüntülerimde.Ardından değişik açılarda masaların, üzerlerine dizilmiş soğuk başlangıç yemeklerinin resimlerini adlım. Değişik ve harika görüntüler yakalamıştım. Oldukça beğeni toplayabilecek ve daima izleyende zevk oluşturacak görüntüler.
Ablam arabada iken yemek bedelinin burada yemek yiyen kişilerden alınacağını, kişi başına yemek ücretinin 15 milyon TL olduğunu ama her bir yemek yiyenin 18 milyon TL ödeyeceğini öğrendiğini bana aktardı. İlkin bunu umursamamıştım. Hadi ya dedim, elimi boşlukta sallayarak. Ama sonra kafama takıldı. Gerçekten ne ödenecekti yada biz de yeseydik burada ne ödeyecektim bedel olarak? Neyse dedim. Bu pek önemli değil. Ama biz üç kişiydi. Ablam, ben ve Ali Osman bey. Gerçekten 15 milyon TL ödenecekse neden illa da burada yemek yiyecektim ki!
Ben bir iki kez dostum Soner Kılıç’tan programın seyrini sorarken bu yemek konusunu da sormuştum. Nasıl bedel ödenecek? Kim ödeyecek ve ne kadar ödeyecek? diye. Sonuç olarak sadece yiyenlerin ödeyeceğini öğrenebilmiştim sadece. Görüntüleme işini tamamladığımda konuklar ve kurul üyeleri de gelmeye başlamışlardı. Onların koridordan geçişlerini ve kapıdan girişlerini çektim. Ardından bahçede masalara dağılmalarını, masalara oturmalarını ve gruplaşmalarını resimledim. Numan Gülşah, Soner Kılıç, Avni Dilbaz, Ali Kanbak, Marina Karaca ve diğerleri ortada yerlerde bir yerde bulunan yuvarlak bir masanın etrafında kümeleşmişlerdi. Sonra bir bir oturdular. Konukların, kurul üyelerinin, muhabirlerin bir yerlere masalara oturuşlarını izlerken bir yandan da görüntü almayı sürdürüyordum. Diğer bir grup ise bu masanın hemen önündeki diğer yuvarlak masaya dizilmişlerdi.
Ben ve ablam ise öylece duruyorduk orta yerde. Önemsiz ve
etkisiz. Niye duruyorduk ki! Bilemiyorum. Bunca önemli ve değerli insan
grubu içinde en azımdan dostlarımın beni de
hatırlamalarını bekledim her halde. H
Ben istediğim yemeği, istediğim yerde ve
istediğim kişilerle yiyebilirdim. Madem işim bitmişti.
Madem her şeyi görüntülemiştim. Madem olayın öyküsünü kaleme
almak için bizzat bugünü yaşayacaktım. Bunun için işyerinden
özel izin almıştım. İşim bitmişti. O halde
geldiğim gibi gidecektim. Gittim de. Kırgın mıyım?
Kırgın olduğum için mi bunları aktarıyorum?
Hayır. İnsanlar, izin verdikleri oranda kırılırlar.
Ben buna izin vermem. Bu bir kez olmuştu. Ben istediğim yerde,
istediğim kadar kalırım ve giderim. Görüntülediklerim ve kaleme
alacağım öykü baki kalacak. Tüm bunlara değerdi. Sonuçtan
Dönüş yolunda abla dedim nerede yemek yemek istersin? Ablam istemedi. Ben eve gitmek istiyorum, oldukça yoruldum, aşırı terledim de. Havanın bu derece sıcak olacağını kestirebilseydim daha ince bir şeyler giyerdim. Şayet beni eve bırakabilirsen memnun kalırım dedi. Onu eve bıraktım. Böylesi güzel bir günden, güzel insanlarla, değişik yerlerden gelmiş farklı insanlarla bir arada bulunduğum için çok memnun kaldım.Sana teşekkür ederim dedi. Dönüşte, beğendiğim bir yer vardı, çektim arabamı önüne. Siparişini verdim sevdiğim yemeklerin. Kafamda görüntülediğim resimlerin işlenmesi, adlandırılması ve kaleme alacağım öyküye ilişkin konuların düşünceleri dolaşıyordu. Özellikle Roma Tüneli beni büyülemişti.
Dünkü IWI adına kentimizi ziyaret eden gruba ait haber oldukça kısaydı. Gün boyu sürekli peşimizde olan bir sürü gazetecinin çektiği sürü ile görüntü ve aldıkları bir sürü notun karşılığında ablam doğal ve saf olarak beklemiş ki büyük bir haber ve bir sürü görüntü yer alacak gazetede. Sabah erkenden gidip bir gazete almış hemen. Haber, “Dünya Kadınları, İzmit tarihine hayran kaldı” başlığı ile verilmiş. Birisi Roma Tüneli’nde diğeri ise Numan Gülşah’ın Çukurbağ Mahallesi’ndeki konutunun yan bahçesinde çekilen görüntüydü. Geziye 42 kişinin geldiğini ve bazı yerleri ziyaret ettiğini, İZEYAP Başkanı Numan Gülşah ve eski Müze Müdürü Avni Dilbaz’ın konuklara bilgilendirme konusunda yardımcı olduğunu aktarmışlar.
Dünya Kadınları Birliği Başkanı
diye IWI eş-başkanı (co-chairwomen) bayan Sydnee Voigt
olarak belirtilmiş. Ama soyadı Voight diye
yazılmış. Bu ne demek? IWI’de iki başkan var demek.
Bilgilerin çoğunu aslında dün ilk elden almışlardı.
Ama IWI hakkında pek ayrıntılı bir araştırma
yapılmamış sanırım. Her bir haber için
araştırma ve doğrulama yapılıp
yapılmadığını da doğrusu bilmiyorum. Hafta
başından beri haberin konu edilmesinde sürekli olarak “Dünya
Kadınlar Birliği“nden söz edilmişti. Ama ortada Dünya
Kadınlar Birliği’nde daha çok Uluslararası İstanbul Kadınları
Birliği diye bir şey vardı. Evet, aralarında Dünya
Kadınlar Birliği’nden bazı kişiler de vardı. Bunlardan
bazıları ile bende konuştum. Ama daha çok eşleri Türk olan
ve uzun süredir Türkiye’de yaşayan ve Türkçe’yi en az bizler kadar güzel
konuşup anlayan İstanbullu bayanlar çoğunl
IWI zaten eşleri yabancı olan ve belli nedenlerden dolayı yurtlarından başka ülkelerde yaşamak zorunda kalan bayanların kurduğu yada üye olduğu ulusal bir dernek. Dernek kayıt numaraları da var. Ben İnternet’te kısa bir araştırma yaptım ve sitelerini buldum. Site İngilizce’ydi. Sadece Dernek Kayıt No kısmı Türkçe. Bu sitede IWI yani Uluslararası İstanbul Kadınları Birliği hakkında kısa bilgilerin yanında bu derneğin amacı da açıklanmaktaydı.
Erkan Kiraz, 12.10.2002 Cumartesi ve 20.10.2002 Pazar,
Şirintepe-İzmit, erkankiraz@yahoo.com
http://community.webshots.com/user/erkankiraz
http://community.webshots.com/user/erkankirazi
http://community.webshots.com/user/erkankiraz2
http://community.webshots.com/user/erkankiraz3
http://community.webshots.com/user/erkankiraz4
http://community.webshots.com/user/erkankiraz5
http://community.webshots.com/user/erkankiraz6
http://community.webshots.com/user/erkankiraz7
http://community.webshots.com/user/erkankiraz8
http://community.webshots.com/user/erkankiraz9
http://community.webshots.com/user/erkankiraz10
http://community.webshots.com/user/erkankiraz11
http://community.webshots.com/user/erkankiraz12
http://community.webshots.com/user/erkankiraz13
http://community.webshots.com/user/erkankiraz14
http://community.webshots.com/user/erkankiraz15
http://www.mydalyan.com/
http://www.trainweb.org/demiryolu/
http://www.virtualtourist.com/erkankiraz
http://groups.yahoo.com/group/bilgisayarveinternetguvenlik
site: Jean-Patrick
Charrey, contributions & translation into Turkish by Erkan Kiraz
© Copyright Hakkı Erkan
Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazı ancak kaleme alanın izni
alınarak tekrar yayınlanabilir yada dağıtılabilir.
© Copyrighted to Erkan Kiraz. All
Rights Reserved.
This study may be re-copied or
re-distributed only with prior consent of its Author.
Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on 20/10/02.