17 Aralık 2004;
Türkiyenin 41 yıldır süren üyelik sevdası 17 Aralık 2004 günü sona erecek. Bu tarihte AB Türkiye ile Üyelik Görüşmeleri başlamış olacak ve Türkiyenin üyeliği ile ilgili kararı bildirilecek. Türkiyenin isteği kıza sürede topluluğa üye olmak. ABDnin de görüşü bu yönde. Yunanistan bile Türkiyenin üyeliğini destekliyor. En fazla ayak sürüyen ülke Fransa görünüyor. Almanya ise bir öyle bir böyle görünüyor. İngiltere destekliyor. Bazı küçük ülkeler ve topluluğa yeni katılan bazı eski Doğu Avrupa ülkeleri farklı davranıyor. Hırvatistan kaçakların yakalanması koşulunu ileri sürerken Ermenistan ise Türkiye-Ermenistan sınırının açılması için Türkiyeye baskı yapılmasını istiyor. Fener Rum Patrikhanesi Patriği Barthelemeos ise geçenlerde Yunanistanın başkenti Atinada yaptığı bir açıklamada hiç bir isteklerinin yerine getirilmediğini, düş kırıklığına uğradıklarını ileri sürerek bir tür Türkiyeyi ABD ve Batılı ülkelere şikayet etmişti [Kayıt; Erkan Kiraz, Email; erkankiraz@yahoo.com, 11.12.04, Cuma, Şirintepe-İzmit].Ahmet Necdet Sezer; Ilımlı İslam, Köktendinci Rejime Dönüşüyor;
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, İslam ülkelerinin dünyaya katkıda bulunabilmesinin yolunun bireysel özgürlükten geçtiğini söyledi. Sezer, dün Harp Akademileri Komutanlığındaki konferansta şöyle dedi: Laik Devlet; Bölge için Türkiye mutlaka örnek gösterilecekse ancak laik, demokratik ve hukuk devleti niteliği ile örnek oluşturabilir. Yakın tarihe bakıldığında, çevremizde geçiş dönemi örneği olarak, ılımlı İslam modeliyle sıkça öne çıkartılan kimi ülkelerin, daha sonra kaçınılmaz biçimde radikal bir değişikliğe uğrayarak köktendinci bir rejime dönüştüğü görülmüştür. Bugün, Türkiyeyi örnek ülke olarak gösteren ülkelerin, ılımlı İslam övgülerine karşın, bizi diğer Müslüman ülkelerden farklı kılan asıl değer, dinsel yorumumuzdan çok, laik devlet ve toplum yapımızdır. İsim Vermeden Eleştirdi; Sezer son aylarda sözde soykırım savlarının hızını artırdığını ve bu yıl doruk noktasına ulaştığını belirterek isim vermeden başta yazar Orhan Pamuk olmak üzere bu konudaki Ermeni iddialarını destekleyen açıklamalar yapan çevreleri eleştirdi. Sezer şunları söyledi: Bu savlar, Türk ulusunu üzmekte ve rencide etmektedir. Toplumumuzda kimi kanaat önderlerinin, tarihsel doğruluğunu hiçbir biçimde sorgulamadan, en aşırı iddia sahiplerinin yanında çekincesiz yer almayı seçmiş olmaları, üzüntü vericidir. Tarihsel olayları yorumlarken bilimsel nesnellikten uzaklaşmak, aydın dürüstlüğü ve tutarlılığıyla bğdaşmaz. Eller Temizdir; Değerli devlet adamı İsmet İnönünün Lozanda kendisini itham eden İngiliz Başdelegesi Lord Curzona hitaben söylediği, Türk milletinin elleri bilhassa temizdir cümlesinin arkasındayız. Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyetini, ancak soruna adil ve kalıcı bir çözüm bulunduğu, Adada iki toplumun bir arada yaşayacakları yeni bir ortaklık devleti kurulduğunda tanıyabilir. ABDnin Sorumluluğu; PKK/Kongra-Gel adlı terör örgütünün Kuzey Iraktaki varlığının, bizim için açık bir rahatsızlık nedeni olduğunu bir kez daha yinelemek istiyorum. ABDnin sorumluluğunun gereklerini artık yerine getirmesini bekliyoruz. Kritik bir dönemeçten geçmekte olan bölgemizde, istikrarın korunması ve gerginlikleri azaltıcı politikalar üretilmesi yönünden, bölge ülkelerine özel bir görev düşmektedir. Suriye ve ilgili tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunmayı sürdüreceğiz. [Hürriyet Gazetesi, Kayıt; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com 08.04.05, Şirintepe-İzmit].Ankara Caddesi, İzmit:
Bu caddenin tarihi adı X olmalı. Osmanlı zamanlarında bu cadde Rum kökenli vatandaşlarımızın yoğun olarak bulundukları bir sokakmış. Daha çok manifaturacı, perdeci ve konfeksiyoncu dükkanları bu cadde üzerinde yer alırmış. Cadde Pertev Paşa Camii önlerinde son bulur, daha doğu tarafta ise İzmit Hapishanesi, eklenti yapıları ve büyük Tütün Depoları yer alırmış. Hapishanenin bugünlerin Uğur Mumcu Parkı civarında olduğu söylenir. Caddede bugün dahi sayıları pek az da olsa Rum tarzı kırmızı blok tuğla örmeli, iki yada üç katlı yapılar geriye kalmıştır. Üçgen biçiminde ön taraf alınlıkları bulunan yapıların bu alınlarına Osmanlı harfleri ile yazıtlar yer almaktadır. Ancak geriye pek yazıt kalmamıştır. Benzer yapılar Demiryolu Caddesi ve İstiklal Caddesi üzerinde de yer almaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra bu caddede İzmitin ilk ve son genelevinin işletildiği eskiler tarafından anlatılırdı. 1970li yıllardan itibaren bu caddede daha çok zahireciler, inşaat malzeme satan dükkanlar ve çelik-saç satıcıları konumlanmışlardı. Çelik-saç satıcıları İzmitin 2. Oto Garı olan va sonraları Gıda Toptancı ve Parekendecileri ile CarrefourSa Alışveriş Merkezine dönüşen alanın gerilerine gönderildikten sonra bu cadde tamamen inşaat malzeme satıcılarına ayrılmış alan oldu. [Derleme: Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com, 12.04.05, Şirintepe-İzmit].Annesini Türk Subayın Kurtardığı Bakan Geliyor;
Kurtuluş Savaşı sırasında annesi Agapiyi, Kemalettin adlı bir Türk subayının kurtardığı Yunanistanın Dışişleri Bakanı Petros Molivyatis, TBMM Başkanı Bülent Arınçın casus belli ile ilgili açıklamaları Atinada hala etkisini sürdürürken, bugün Ankaraya geliyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün davetlisi olarak bir çalışma ziyareti için Ankaraya gelecek olan Molivyatis, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger ve Türkiyenin Atina büyükelçisi iken MGK Genel Sekreterliğine atanan Yiğit Alpogan ile görüşecek. Molivyatisin Ankara temaslarında Ege anlaşmazlıkları ve Kıbrıs konularında önemli bir karar alınması beklenmiyor. Atinada Karamanlisin mayıs ya da haziran aylarında Ankarayı ziyaretinde sözediliyor. Yarım asırdan fazla bir süredir hiçbir Yunan başbakanı Ankaraya gitmedi. Molivyatisin annesi Agapi Molivyatis 1981 yılında 10 günün günlüğü adlı kitapta, Kurtuluş Savaşı sırasında Kemalettin isimli bir Türk subay tarafından kurtarılıp Midilliye yollandığını anlatmıştı. [Yorgo Kirbaki-Atina, Kayıt: Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com, 12.04.05, Şirintepe-İzmit].Ayazma:
Ortodoks Hıristiyanlarca kutsal olarak kabul edilen pınara denir. Genelde yanında küçük bir kilise olur. Pınar ya üstü kapatılarak içinden eğilip yürünerek gidilebilenbir yer altı kanalı ile kilisenin eklenti yapısına dek getirilir yada ayrı bir mekana kavuşturulur. Türkler böyle yerlere Rumca adıyla Ayazma demişlerdir. Cumhuriyetten sonra çoğunlukla Ilıca yada Soğuksu olarak adları değiştirilmiştir. Adları değiştirlmeyen ve aynan anılan bir çok benzer pınar vardır. İzmit ve çevresinde Ayazma olarak bilinen ve yöreye de adını veren üç yer varmış. Yalovanın il olmasının ardından Altınova Ayazması (Soğuksu) il sınırları dışında kalmıştır. Birincisi Gündoğdu Köyünün doğusnda kalan ve mahalleye adını veren Gündoğdu Ayazmasıdır. İkincisi Yeniköyün güney-doğusunda, yamaçların dibinde bulunan ve yarı kükürtlü olan Ayazmadır (Yeniköy). Diğerleri ise Bekirdere Aya Faustina Ayazması, Turgut Mahallesindeki Çınar Pınarı (Aya Vasiliyeva Ayazması), Bahçecik sırtlarında yer alan Soğuksu ve bizim Yavuz Ulugün, Muhittin Bakan, Heyecan Kiraz, Ali Osman Aykan gezgin grubu olarak Ulaşlıdan sonra Tepeköydeki köylülerin yardım ve yönlendirmeleriyle belirlediğimiz Yukarı Ereğlinn tepelerinde yer alan Pınardır. Burada sadece hamam kalıntısı vardır.Çökertmenin Öyküsü:
Bodrum'un daha Bodrum olmadigi zamanlarda, yöre insani turizmden bir haber iken buralardaki geçim kaynaklarindan biri de hemen karsidaki Yunan adasindan (KOS-İstanköy) yasadisi ticaret yapmakmis.Türkünün kahramani Halil'de hayatini bu sekilde kazananlardanmis. Buradan oraya tütün götürür, oradan da mastika rakisi Uzo aslinda bir markadir, Tekirdag rakisi gibi, Balkanlar'da Yunanistan disindaki ülkelerde bu içki hala Mastika diye bilinir ) gibi mallar getirirmis. Halil'in yavuklusu da güzelligi Bodrum'da dillere destan olan Gülsüm'müs, ama Bodrum'un Çerkez kaymakaminin da gözü Gülsüm'deymis. Bu yüzden kaçakta Halil'i yakalamak için tüm gücünü ortaya koyuyormus kaymakam. Yine bir gün Halil kaçaga çikmadan dönüste Bitez Yalisina çikacaklari haberini salmis ki muhbirleri yaniltsin. Aslinda arkadaslari Aspat koyunda bekleyeceklermis. Kaçak dönüsünde Halil ve can arkadasi Ibrahim Çavus yolu sasirip karanlikta Aspat diye Bitez yalisina girince kiyamet kopmus. Pusudaki kaymakam önderligindeki kolcular basmislar kursunu. Çatisma sirasinda bir kolcu tarafindan hançerlenerek öldürülmüs Halil. Gülsüm basta olmak üzere tüm Bodrum yasa bürünmüs ve adina bu türkü yakilmis. Mugla/Bodrum. Düzenleme: Rüstü Gür - Muzaffer Sarisözen Çökertme: Çökertme'den çiktim da Halil'im aman basim selâmet / Bitez de yalisina varmadan Halil'im aman koptu kiyamet. / Arkadasim Ibram Çavus Allah'ima emanet, / Burasi da Aspat degil Halil'im aman Bitez yalisi, / Cigerime ates sardi, telli kursun yarasi. Güverte de gezer iken aman kunduram kaydi, / Ipekliden mendilim Halil'im aman örüzgâr aldi. / Çakir da gözlü Gülsüm'ümü aman kolcular aldi, / Burasi da Aspat degil Halil'im aman Bitez yalisi, / Cigerime ates sardi, telli kursun yarasi. Gidelim gidelim Halil'im Çökertme'ye varalim, / Kolcular gelirse Halil'im nerelere kaçalim. / Teslim olmayalim Halil'im aman kursun atalim, / Burasi da Aspat degil Halil'im aman Bitez yalisi, / Cigerime ates sardi, telli kursun yarasi.Dalgakıran Kompresörleri:
İstanbul Perşembe Pazarında Rum ustaların yanında 1950ler bir makines ustası olan Ömer Dalgakıranın firması basınçı kompresör alanında dünya çapında marka yaratmış. Ürünlerini 30 yakın ülkeya sevkmetmekteymişler. İki oğlu ile bu işi bugünlere getiren Ömer Dalgakıran mesleğinin inceliklerini Rum Sarandis Ustadan öğrenmiş. Aslen İnebolulu olan Ömer Dalgakıran 1952 yılında 15 yaşındayken Perşembe Pazarına gelmiş. 1965ler de ise 30 m2lik bir dükkanı varmış sadece. Bugün ise Çine de ihracat başlatacaklarmış. 2005 yılında Cezayir, Rusya, İran, Almanya ve Dubaide kompresör montaj işine başlayacaklarmış. 08.06.04.Dışişleri Bakanından Arınça Düzeltme;
Meclis Başkanı Bülent Arınç ilginç bir kişilik. İyi bir demagog. Bu yeteneğini de bugüne kadar iyi kullandı. Bu özelliği nedeniyle kısa zamanda Erbakanın prensliğine yükseldi, parti kademelerinde önemli yerlere geldi. Erbakanın siyaseten tükendiğini görünce onu terk edip AKPyi kuranlara katıldı ve bu partinin Erdoğandan ve Gülden sonra üçüncü adamı oldu. Sivri dili nedeniyle parti içinde bir sorun yaratmaması için Erdoğan tarafından Meclis Başkanlığına önerildi ve bu göreve seçildi. Bülent Bey, dinsel bakımdan katı bir kişi olarak tanınır. Meclis Başkanlığı aslında aktif politika yapmaktan hoşlanan Arınç için saygın bir makam olmasına karşın biraz durağan bir görev sayılabilir. Zaten böyle olduğu için zaman zaman tartışma yaratacak demeçler vermekten kendini alıkoyamaz. Son yaptığı açıklamalar da böyle... Meclis Başkanı, Türkiyenin devlet politikası olan Yunanistanın Ege Denizindeki karasularını 12 mile çıkarması durumunda bunun savaş nedeni sayılacağı kararının değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Arınç bu kararın iki ülke arasındaki dostluğu engellediği kanısında. Bu konuda bir Meclis kararı da olmadığını iddia etti. Acaba Meclis Başkanı, bu ilginç ve şaşırtıcı görüşlerini açıklarken Yunanistanın karasularını 12 mile çıkarması durumunda Egenin Türkiyeye kapanacağını biliyor mu? Böyle hassas bir konuda, radikal bir söylemde bulunurken Dışişleri Bakanlığıyla bir görüş alışverişinde bulundu mu? Sanmıyorum. Çünkü bildiğim kadarıyla Dışişlerinin böyle bir yaklaşımı yok. Zaten Dışişleri Bakanı da dün Ege politikamızda bir değişiklik yok dedi. O zaman Meclis Başkanı durup dururken ve hiç gereği yokken niçin böyle bir açıklama yaptı? Meclis Başkanı, birkaç gün önce bir gazeteye verdiği demeçte de türban konusunda ilginç sözler söyledi. Arınça göre Anayasada ve yasalarda, üniversitelerde türbanlı olarak eğitim görülmeyeceğine dair bir hüküm yok. Ama fiili bir durumla türbanlıların eğitimine engel olunuyor. Yani rektörler kendi kafalarına göre böyle bir yasak koyuyorlar! (Dikkat, bunu Meclis Başkanı söylüyor.) Arınç tüm kamusal alanlar için de aynı mantığa sahip. Kadınların tesettürlü bir şekilde her yerde boy göstermesinden yana. Ancak Arınçın bu mantığı nedense sadece kadınlar için geçerli. Erkekler için bir şey söylemiyor. Ben merak ediyorum, kadınlar için savunduğu İslami kıyafetleri acaba neden erkekler için de savunmuyor? Yani kadınların tesettürlü olarak girmesini istediği yerlere erkeklerin de sarıkla, poturla, cüppeyle girmesi gerektiğini niye söylemiyor? Örneğin, kendileri Meclis Başkanı olarak neden takım elbise, gömlek ve kravatla makamına geliyor. Oturumları yönetirken neden frak giyiyor? Erkeklerin çağın giysilerini giymelerini öngören kuralların neden kadınlar için değiştirilmesini istiyor? Modern kıyafetlere bürünmek erkekler için hak da kadınlar için neden değil? Bunun yanıtını ve kafaların arkasındaki niyetleri Arınç da biliyor, ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. [Hürriyet Gazetesi, Kayıt; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com 13.04.05, Şirintepe-İzmit].Erguvan Zamanı:
Erguvan rengi Bizans İmparatorluğunun simgesel rengiydi.Fener Rum Ortadoks Patrikhanesi:
İstanbul Fenerdeki Bulgar Kilisesi eski papazı Konstantin Kostofunn ruhani yetkilerini haksız yere elinden aldıkları savıyla dava açtığı, Kutsal Meclis Sen Sinod üyesi 12 kişiyle birlikte 1 yıla dek hapis istemiyle yargılanan Fener Rum Ortadoks Patrikhanesi patriği Barthelemos, ilk kez mahkemeye gelerek iafade vermiş. Barthelemos, Fener Rum Ortadoks Patrikhanesinin Türkiyede yaşayan tüm Ortodaoksların en üst makamı olduğunu, Türkiyedeki tüm Ortodaoksların meclislerinden biri olan Bılgar Kilisesinin de başkanı bulunduğunu, Bulgar Kiliesi papazı Konstantin Kostofa yaptığı tüm uyarılara karşın, ayinler sırasına Barthelemeas adını anmadığını, onun cemaatinden gelen şikayetler üzerine Konstantin Kostofun ruhani yetkilerini aldığını ileri sürmüş. Konstantin Kostof ise Barthelemeos kendisini tüm Ortoksların önderi zannediyor, bathelemeos benim dini önderim değil. O sadece Türkiyede yaşayan Rum Ortadokslarının dini önderidir. Bu nedenle ayinlerimde onun adını anma gereği duymadım. Şayet birisinin adını anacaksam bu Bulgar Patriğinin adı olur demiş. Yasalar ne diyor acaba? Mahkeme fatih 3. Asliye Ceza mahkemesinde görülmekteymiş. 08.06.04.Ferner Rum Patrikhanesi;
Patrikhanenin kütüphanesinde Yunanistanın İstanbul Başkonsolosu Aleksis Aleksandrisin da katıldığı bir etkinlikte konuşan Ortodoks Patrik Bathelemeos, Belekte yapılan Üç Dinin Buluştuğu yer toplantısında Başbakan RTE ile baş başa bir görüşme yaptığını ve isteklerinin yerine getirilmesi konusunu dile getirdiğini ve sabretmeleri gerektiği yanıtı aldığını belirtmiş. Partikhanenin temsilcisi Diositheos tüm sorunların çözümleneceğini, kendilerinden sabretmelerinin istendiğini, şimdiye dek hep sabrettiklerini ve yakın gelecekte de sabredeceklerini, ümitle bekledikleri ve hak ettikleri iyi günlerin gecikmemesi için dua ettiklerini belirtmiş. Patrik geçenlerde Ermenilerin açılışını yaptıkları Surp Pıgriç Ermeni Hastanesi Müzesinin açılışına Başbakanın katılarak Ermenilere değer ve dikkat verdiğini ve benzer bir itinanın da Rum azınlığa karşı da verilmesini beklediklerini belirtmiş [11.12.04].Gül'den 'Casus Belli'de U Dönü
şü; Yunan To Vima gazetesine göre, 'casus belli' tartışmasında TBMM Başkanı Arınç'a katılmayan Dışişleri Bakanı Gül, görüş değiştirdi. Gül, gazeteye, 'Savaş nedeni kararının kaldırılmasına itirazımız yok' dedi. TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarması üzerine Türkiye'nin bunu savaş nedeni (casus belli) saymasının geride kalan bir yaklaşım olduğu ve değiştirilebileceği yolundaki mesajını önce "Böyle bir çalışmamız yok" diyerek benimsemeyen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, önceki gün Yunan "To Vima" gazetesine yaptığı açıklamada, farklı bir söylem ortaya koydu ve Arınç'ın yaklaşımına karşı olmadığını söyledi. Gül, Yunanistan'a karşı 'casus belli'nin kaldırılması içerikli TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın açıklamaları hakkında, "İtirazımız yok, bu konuda Türkiye ile Yunanistan arasında karşılıklı anlayış mevcut" dedi. Türk - Yunan ilişkilerinde mevcut karşılıklı anlayış ortamının devamının gerektiğini ifade eden Abdullah Gül açıklamalarında, "casus belli" (savaş nedeni) kararının çekilmesi, Ege'de ihlal iddialarının karşılıklı olarak denetimi, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması ve Kıbrıs konularına değindi. "Casus belli" kararının, eski duyguları yansıttığını söyleyen Dışişleri Bakanı, "TBMM Başkanı, Türkiye ile Yunanistan arasında işbirliği ve dostluk isteğini dile getirdi. Bu yönde önemli adımlar attık, buna devam edeceğiz. TBMM Başkanı'nın tavrı, Meclis'in ve halkın duygularını ortaya koyuyor" diye konuştu. [Milliyet Gazetesi, Taki Berberakis-Atina. Kayıt; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com 13.04.05, Şirintepe-İzmit].Gündoğdu [Mihalıç], İzmit:
Osmanlı zamanlarında adı Mihaliç olan bir Rum Köyüdür. Köy neredeyse 400-450 yıllık bir geçmişe sahiptir. Köyün doğusunda ve batısında kalan vadilerde iki adet Paşasuyu Su Kemeri vardır. Rumlar zamanında yörenin en gelişmiş ve merkezi bir yeriymiş köy. Kendisine ait büyük bir kilisesi ve onun hemen bitişiğinde mezarlığı varmış. Köyün doğu tarafında kalan ve olasılıkla yanında küçük bir kilisenin de olduğu Ayazması hala yerinde durmaktadır. Ama yapılar dışında sadece pınar olarak. Köyün her sokağına üzerinde yapım yılı ve yaptıranlara ait bilgilerin yer aldığı kemerli ve hazneli çeşmeler yapılmış. Günümüzde bölgeye deprem konutlarının yapılmasıyla hızla konutlaşmıştır. Köy Gündoğdu Mahallesi adını almıştır. Doğusunda Ayazma Mahallesi batısında ise Malta Mahallesi yer alır. [Mehmet Müftüoğlu (1934), İsmail Müftüoğlu (1936). Hazım Eriş (1953) Seka, 3. Kağıttan emekli. Osman Sabri Keskin, İzmit İmam Hatip Okulu, II. Sınıftan terk. Sekadan emekli.]. [Derleme; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].Heybeliada Ruhban Okulu:
Fener Rum Ortodosk Patrikhanesine bağlı Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılabilmesi için Dışişleri Bakanlığında bir dizi çalışma yapılıyormuş. Okulun açılış konusu Süleyman Demirel^in Cumhurbaşkanlı döneminde de gündeme gelmiş. Okul açılırsa İstanbul Üniversitesine bağlı bir kürsü olarak açılacakmış. Okulun açık olmamasından dolayı Türk kökenli öğrenci yetiştirilemediği ve bu nedenle Sen Sinoda Türk kökenli olmayan 6 yabancı metropolit alındıması üzerine Türkiye kolları sıvamış olmalı. Dışişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ortaklaşa nasıl hareket edeceklerini planlamaktaymış. Mevcut yasalar okulun 1971 yılı öncesi gibibağımsız bir okul olarak açılmasına olanak tanımıyormuş. Engelin açılşması için AKP Hükümeti yasal düzenlemeler peşindeymiş. 08.06.04.İzmir:
Eski adı Symirnadır. Tarih boyunca önemli bir kent olmuştur. Ancak denizcilik ve ticaret kenti olması 1800lü yılarda olmuştur. Hemen hemen tüm Avrupa develtlerinin büyükelçiliklerinin bulunduğu bu kentte büyük bir Yahudi, Dönme Yahudi, Rum, Ermeni ve Levantenler yaşarmış. Özellikle Devrim Fransasından kaçanlarla Hollandadan gelen Batılılar kentin ticari yaşamında önemli rol oynamıştır. Ege bölgesinin en önemli ticaret ve sanayi kenti olması özelliğini korumasının yanında sahil kasaba ve köyleriyle bir gezgin cennetidir de. Manisa-Bornova arasında kalan dağın adı Sipil Dağıdır.İzmit;
Müstakilen (bağımsız) idâre olunur sancak merkezi bu şehir olub, Dersaâdetin (İstanbulun) 85 kilometre şark-ı cenûbîyesinde (güneydoğusunda) ve Bursanın 96 kilometre şimâl-i şarkîyesinde (kuzeydoğusunda), Marmara Denizinden Anadolunun içine sokulmuş dar ve uzun bir körfezin müntehâsında (sonunda) vâki´dir. Bir tepenin garbî (batı) eteğinde vâki´ olub (bulunup), sahil bahre (denize) kadar muhtâd olmağla, manzarası güzel olub, evleri ahşab ve bağçeler içindedir. Tepenin üzerinde bir eski kala (kale) harabeleri mevcuddur. 23 mahâlleye münkasım (ayrılmış) olub, 19u İslâm, 3ü Hristiyân ve biri Yahudi mahâllesidir. Takriben 15000 ahâlisi olub, kısm-ı azâmı (büyük çoğunluğu) İslâm ve Hristiyânların ekserisi (çoğu) Ermenidir. Anadolu kıtasının birçok yerlerinin iskelesi olmağla, ehemmiyet-i ticâriyesi (ticari önemi) ziyâde olub, bir tarafdan Dersa´âdetle demir yolla merbût (bağlı) bulunduğu halde, bu hattın Ankara ve Bağdada tahdîdi dahi derdest (tutulu) bulunduğundan, ileride ehemmiyeti (önemi) daha çok ziyâde artarak bütün Anadolunun bir büyük iskelesi hükmüne geçecektir. Gemilerin imâliyçün birkaç destgâhı (tersanesi) olub, Marmarada işleyen küçük gemilerin ekserisi orada yapılmaktadır. Büyük çarşısı olub, beher cuma günü civâr köylere mahsûs pazarı dahi vardır. Şehrin ortasında Yenicuma ve haricinde (dışında) Eskicuma isimleriyle iki büyük cami-yi şerîfle birkaç cami ve mescidi, bir Rum ve bir Ermeni kilisesi, şehrin haricinde[Pandlamyon [ﭙاﻨﺪﻠﻤﻴﻮﻦ]] ismiyle büyük bir Rum Manastırı, yeni yapılmış bir güzel kışlası, bir idâdi (lise), bir rüşdiye (ortaokul) ve birkaç sübyân mektebleri (ilkokul) vardır. Etrafında bağ ve bağçe ve bostanları çok olub, Dersa´âdete dahi kilitli (sandıklanmış) sebze nakl ve fürûht (satışı) olunur. Şimal (kuzey) ve şark (batı) tarafı kapalı olub, hava iyi cereyân (hareket) etmediğinden, ve etrafında bazı durgun sular bulunduğundan, havası yazın ağırcadır. İzmid şehri pek eski olub, en evvelki ismi [Astakos]dur. Bu Astakos şehrinin ne vakit ve kimler tarafından binâ olunduğu (yapıldığı) mechûl olub (bilinmemekle), Büyük İskenderin serdârlarından [Traky] hükümdârı olan Lisimahos tarafından tahrîb olunmuş (yıkılmış) idi. Ba´de (bundan sonra) yani milâd-ı İsâdan iki buçuk asır evvel (M.Ö. 2. yüzyıldan önce) [Bitinya] yani Kocaeli ve Bursa ve Karesi cihetinin (tarafının) hükümdârı birinci Nikomad mezkûr (yukarıda belirtilen) Astakos şehrinin harabeleri üzerinde kendi ismine nisbetle [Nikomedya] ismiyle yeni bir şehir tesîs (kurmuş) ve payitâht (başkent) ittihâz etmiş (yapmış) idi. Bunun neslinden üçüncü Nikomad tarafından Roma Devletine teslîm olunmağla, İmparator Konstantin bir aralık bu şehri payitâht ittihâz etmek niyetinde bulunmuş ise de, ba´de (bundan sonra) Konstantiniyyenin (İstanbulun) tesîsi (kurulması) fikri kendisini bu niyetinden vaz geçirmiş idi. Muahharen (sonradan) İmparator Diyoklatiyan tarafından payitâht (başkent) olunmuş idi. Meşhûr Anibal bu şehirde vefat, ve kudemâ-yı mevrâhîn ve coğrafîyûndan Aryan bundan tevellüd etmişdir (doğmuştur). Muahhâren (sonradan) [Got]lar tarafından tahrîb (yıkılmış) olunub, milâdın 358 tarihinde vuku´ bulan (gerçekleşen) büyük bir zelzeleden dahi hayli zedelenmiş olduğu halde, Konstantiniyye imparatorlarından [Yustinyanus (Jüstinyanus)] tarafından ta´mîr ve tecdîd olunmuşdur. 723 tarih-i hicrîsinde Sultan Orhan Gazi hazretlerinin bazu-yı celâdetiyle (cesaretinin gücüyle) feth olunarak, zimemâ-yı memâlik-i Osmâniye (Osmanlı toprağı) olmuşdur [Sâmî, Şemseddîn (Fraşerî), Kâmûs-ı Türkî, s..5-16, Zafer Matbaacılık, İstanbul, 1995].Kitap Fuarına Midilliden Bir Otobüs Dolusu Ziyaretçi;
TÜYAPın düzenlediği İzmir Kitap Fuarının bu yıl önemli bir konuğu var: Yunanistanın Yeni Demokrasi Partisi Midilli Milletvekili Yannis Yanelis, Büyük Ayrılık kitabının yazarı CHP Milletvekili Kemal Anadol ile birlikte bir söyleşi yapacak. Söyleşi başlığı da Egenin İki Yakasında Edebiyat ve Politika. Midillili politikacıyla birlikte bir otobüs dolusu Midillili de İzmir Kitap Fuarına geliyor. Bu akşam yapılacak söyleşiden sonra fuarın genel koordinatörü Deniz Kavukçuoğlu, konuklara çöp şişle rakı ikram edecek. İzmir Kitap Fuarının bu yılki teması güncel bir konumu yansıtıyor: Egenin İki Yakası. İzmir Kitap Fuarı, bu yıl onuncu yaşını kutluyor. Sevdiğim bir şehirde bir fuarın on yıldır yükselen grafik göstermesi kimi sevindirmez ki? 1970li yılları anımsıyorum, Çeşmede bir kitapçı dükkánına rastlamadım, zamanın moda fotoroman dergilerinden hemen hemen hepsinin arka kapağında bu kitapsızlık içinde bir reklam beni çok rahatsız etmişti: Hanımlar Eşinizin Şampuanını Siz Seçin! O zaman bu başlığı taşıyan bir yazım da yayınlanmıştı. Şimdi 185 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı bir fuar var. KİTAP Fuarına ilgiyi gazeteler, televizyonlar da esirgemiyor doğrusu. Gazete ve dergiler özel ekler hazırlıyor, listelerle fuarı ve etkinlikleri kamuoyuna duyuruyor, kitaba çağrıyı coşkuyla destekliyorlar. Kitap Fuarının yükseliş serüveni her fuarda yeniden belleğimde canlanır. İstanbulda Marmara Etap Otelinin (şimdiki adıyla The Marmara) zemin katında yoğun sigara dumanı altında başlamıştı bu girişim. Omuz omuza yürürdü kitapseverler. Şimdi büyük mekánlarda, okurlar rahat rahat dolaşıyorlar, kitaplarını alıyorlar, imzalatıyorlar. Rahat salonlarda tartışmaları, söyleşileri izleyebiliyorlar. Yalnız rakamlar bizim iyimserliğimizi biraz zedeliyor. Bu fuarların yükselişine, yayınevi sayısının artışına karşılık, kitap baskı adedi düşüyor. Bu ters orantının nedeni üzerine düşünmek gerekir. Okur talebinin dağılımını, bütün kitap hareketlerini, en çok satanları, ucuz satanları düşünerek. Fuar ve İzmir bir yazıda biter mi? Hele mevsim baharsa... [Doğan Hızlan, Email: dhizlan@hurriyet.com.tr, 10.04,05, Kayıt: Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com, 11.05.05, Şirintepe-İzmit].Makedonya:
Türkiyeye resmi bir ziyaret için uçakla yola çıkan Makedonya başbakanı Vlado Buchkovskinin uçağına Yunanistan izin vermemiş. Yunanistan ülkesinde bir bölge adını taşıdığı için Makedonyayı tanımıyor.Türkiye Makedonyayı ilk tanıyan ülke oldu. Bu Türkiyenin Balkanlarda Yunanistana karşı güttüğü akılcı politikası sonucu alınmış bir karardır. Makedonyaya komşu bir ülkeye karşı iyi davranmadığı gerekçesiyle Yunanistanı protesto etmiş.Mehmet MÜFTÜOĞLU:
[1934, Gündoğdu Köyü]. [Babası: Osman, annesi: Kadire, eşi: Sabahat, kardeşleri: İlyas, çocukları; İdris, Sadiye (Keskin), Zeynep Melda (Yıldırım)].Mehmet MÜFTÜOĞLU:
[1934, Gündoğdu Köyü]. [Babası: Osman, annesi: Kadire, eşi: Sabahat, kardeşleri: İlyas, çocukları; İdris, Sadiye (Keskin), Zeynep Melda (Yıldırım)]. Babası Müftüoğullarından Osman, 1902 (1318) Rumeli (Yunanistan) Selanik kentinin Darama kazası Demirtaş Köyü doğumludur. 18 yaşında Kadire ile evli olarak, 1924 yılında Mübadil Muhacir olarak Gündoğdu Köyüne (Mihaliç) babaları ile gelmiştir. Hane başın 50 dönüme ek olarak her bir çocuk için 7 dönümlük mübadil muhacir hakkı toprak almış olmalı. 1923lerde köyde beş altı hane Pomak Muhaciri (Dil konuşan Bulgaristan Göçmenleri) varmış. Sağlam kalan, yanıp yıkılmamış Rum evlerine el koymuşlar. Değirmenci Şevketin evi, (Deli) Osman Ağanın evi, Abdi Ağanın (Molla) Recepinin evi, Reis Muratın evi ve Muhtar Recep Argunun evi Pomak Muhacirlerininmiş. Bugünkü adı Atatürk Caddesi olan ana şose tamamen Arnavut Kaldırımı imiş. Gündoğdu Köyü camisi yerinde Rum Mezarlığı ve caminin doğusunda olan eklenti yapı yerinde kilise kalıntısı varmış. Ayazma o zamanlar eski biçimindeymiş. Köye yerleşmelerinin ardından geldikleri yerden tütün ekme ve işleme bilgisini de buraya taşımışlar. Ücret karşılığı Tatar İhsaniye, Bahçecikve Doğantepe köylerine Tütün yığma ve denklemeye giderlermiş. Rum zamanlarında kalma zeytin ağaçlarından zeytincilik işini sürdürmüşler. Dutçuluk ve ipek böcekçiliği işi de yapılırmış. 18 yaşında askere gitmiş. Gelibolu-Giresede Topçu Tümenine bağlı topçu taburunda başlamış ve Edirneden teskere almış. İlkokuldan sonra okuyamamış. İki sene ara vermiş. Deniz subaylığı sınavını kazanmış ama o zamanda girişi için ortaokul mezuniyeti aranır olmuş. İmam veya hafız olmak için Ali Hocada okumuş ama sesi buna uygun değilmiş. Ali Hoca babasına bundan Mevlütan olmaz demiş. Askerden önce çeşitli işler yapmış. Belediyeye iş yapan taşaron firmalara kaldırımcılık yapmış. Belediye başkanı Sadettin Yalımmış kaldırımcılık yaptığı zamanlarda. O zamanlar bacağından Yılancık hastalığına yakalanmış Bir doktor bunu iyileştirmiş. Kendisini iyileştiren doktor, Demiryolu Caddesi, Yavuz Pastanesinin doğusunda kalan ve şimdilerde Elize Pastanesi olan yerde Shell Benzin İstasyonunda işe sokmuş. Burada daktilo kullanmasını öğrenmiş. Askere buradan gitmiş. Askerde ancak onbaşı olabilmiş. Daktilo bilmesinden dolayı yazıcı olmuş. Bilgisini ve deneyimini askerde oldukça arttırmış. Askerden gelince de aynı yerde işe başlamış. 1 Mart (1958) Faciası yaşandığında, denizden cesetler çıkartılıp askeri araçlara yüklenirken oda oradaymış. Patronu Firuzan Maşuk Sezer, iş yerini terk ettiği için onu işten kovmuş. Sonraki yıllarda Adliyede açılan bir sınava katılmış. Kazanınca burada çalışmaya başlamış. Adliyede 30 yıl kadar çalıştıktan sonra emekli olmuş. [Söyleşi; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].Mehmet MÜFTÜOĞLU:
Babası Müftüoğullarından Osman, 1902 (1318) Rumeli (Yunanistan) Selanik kentinin Darama kazası Demirtaş Köyü doğumludur. 18 yaşında Kadire ile evli olarak, 1924 yılında Mübadil Muhacir olarak Gündoğdu Köyüne (Mihaliç) babaları ile gelmiştir. Hane başın 50 dönüme ek olarak her bir çocuk için 7 dönümlük mübadil muhacir hakkı toprak almış olmalı. 1923lerde köyde beş altı hane Pomak Muhaciri (Dil konuşan Bulgaristan Göçmenleri) varmış. Sağlam kalan, yanıp yıkılmamış Rum evlerine el koymuşlar. Değirmenci Şevketin evi, (Deli) Osman Ağanın evi, Abdi Ağanın (Molla) Recepinin evi, Reis Muratın evi ve Muhtar Recep Argunun evi Pomak Muhacirlerininmiş. Bugünkü adı Atatürk Caddesi olan ana şose tamamen Arnavut Kaldırımı imiş. Gündoğdu Köyü camisi yerinde Rum Mezarlığı ve caminin doğusunda olan eklenti yapı yerinde kilise kalıntısı varmış. Ayazma o zamanlar eski biçimindeymiş. Köye yerleşmelerinin ardından geldikleri yerden tütün ekme ve işleme bilgisini de buraya taşımışlar. Ücret karşılığı Tatar İhsaniye, Bahçecikve Doğantepe köylerine Tütün yığma ve denklemeye giderlermiş. Rum zamanlarında kalma zeytin ağaçlarından zeytincilik işini sürdürmüşler. Dutçuluk ve ipek böcekçiliği işi de yapılırmış. 18 yaşında askere gitmiş. Gelibolu-Giresede Topçu Tümenine bağlı topçu taburunda başlamış ve Edirneden teskere almış. İlkokuldan sonra okuyamamış. İki sene ara vermiş. Deniz subaylığı sınavını kazanmış ama o zamanda giriş için ortaokul mezuniyeti aranır olmuş. İmam veya hafız olmak için Ali Hocada okumuş ama sesi buna uygun değilmiş. Ali Hoca babasına bundan Mevlütan olmaz demiş. Askerden önce çeşitli işler yapmış. Belediyeye iş yapan taşaron firmalara kaldırımcılık yapmış. Belediye başkanı Sadettin Yalımmış kaldırımcılık yaptığı zamanlarda. O zamanlar bacağından Yılancık hastalığına yakalanmış. Bir doktor kendisini iyileştirmiş. Kendisini iyileştiren doktor, Demiryolu Caddesi, Yavuz Pastanesinin doğusunda kalan ve şimdilerde Elize Pastanesi olan yerde Shell Benzin İstasyonunda işe sokmuş. Burada daktilo kullanmasını öğrenmiş. Askere bu işte çalışırken gitmiş. Askerde ancak onbaşı olabilmiş. Daktilo bilmesinden dolayı da daha sonra yazıcı olmuş. Bilgisini ve deneyimini askerde oldukça arttırmış. Askerden gelince de aynı yerde işe başlamış. 1 Mart (1958) Faciası yaşandığında, denizden cesetler çıkartılıp askeri araçlara yüklenirken oda oradaymış. Patronu Firuzan Maşuk Sezer, iş yerini terk ettiği için onu işten kovmuş. Sonraki yıllarda Adliyede açılan bir sınava katılmış. Kazanınca burada çalışmaya başlamış. Adliyede 30 yıl kadar çalıştıktan sonra emekli olmuş. [Söyleşi; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].Mesut ERKOÇ:
[İlk görüşme 22.09.01. Belsa Plaza karşısındaki, Sanat Okuluna giden İstiklal Caddesinin başında, kuzey tarafta yer alan Ayrıbaşlar Giyim Mağazası sahibi. İzmitin geçmişini bilenlerden] [İkinci görüşme Mustafa Giray ile 03.04.04 Cumartesi. Yeğeni TMMTye yeni girmiş]. [Halk Sineması, Belediye Bahçesi, Yusuf Vehbi, Enver Vecdi gibi artisler. Balık Pazarı, İlk Otobüs Garajı, Ankara Cad. Rum Mağazaları ile doluydu. Rumlardan kalma Tekel Tütün Depoları. Üssü-ü Bahir, Yazlık Askeri Sinema, Ferruh Öven, Ersan Ardalı, Nihat Durak, Nail İnal, Faik Nüzhet Belgin, Zihni Kaman. İzmit Demiryolu Köprüsü, Fevziye Şadırvanı, Fevziye bahçesinde 2 katlı THK yapısı, Otel Asya yanı PTT, Acısu şifalı bir suydu. Park içinde daha gerideydi. Kuyu biçimindeydi. Parkın içinde de konutlar vardı. 1938-1940larda Kalaycılar Çarşısında üstleri verandalı konutlar vardı. 3-4 adetti sayıları. Karakuzular adlı bir fırın vardı. Tepecik Camiinin hemen yanında Rıfat Yücenin ailesinin evleri vardı. Caminin içi cumbalıydı ve cami çok küçüktü. Verem Savaşı Derneğinin bulunduğu yamaçta Gazi Baba Türbesi vardı. Türbe altından kemerler çıkmıştı. Buradan su geçmekteydi. Dispanser 1950 yılında yapıldı. Yalı Camisi-Efe Petrol, Eksper ve tüccar Tütüncü Mehmet Efendi Yapısı. Ortaokulun çevresi, Şen İşmerkzi tarafları hep bahçelikti. Bir kaç zahireci, tuhafiyeci dükkanı vardı. Redif Dairesi, Askeri Fırın karşısı, Yeni Hamam. Eski Han. Balık Pazarı, Yeni Cuma Camisinin doğusu ve batısı tümden bostanlıktı. Caminin güney tarafında mezbahahane vardı. Köpekler burada cirit atardı. Şimdilerin Uğur Mumcu Parkı alanında Hapishane Yapısı vardı. Eski Gar Yapısı deniz tarafında Askeri Birlik, Astsubay Orduevi ve çok önceleri de İzmit Tershanesi vardı. Eski Oğuz Sineması, Adliye Yapısı, T.C. Ziraat Bankası, Halk Sineması. Hacı Hızır Mahallesi, Veli Ahmet Mahallesi, Kertil Tekke Çeşemsi] [Söyleşi; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].Nikephoros GREGORAS:
Herakleialı tarihçi ve yazar,Niketas KHONİATES:
Bizans tarihçisi,Osman Şiar YALÇIN:
25 Ekim 1924 yılında İstanbul Teşvikiyede doğar. Selanikli Mehmet Cavid Bey ve Çerkez Hüseyin Beyin kızı Aliye Hanımın oğludur. English High School ve Robert Collage (Boğaziçi Üniversitesi) okullarında ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra bir yıl İstanbul Üniversitesinde Türkoloji okur. Daha sonra ise İstanbul Hukuk Fakültesini bitirir. Çocukluğunun ilk yılları İrlanda kökenli İngiliz bakıcı (nurse) Jerret, Rum hizmetçiler Foti ve Sofi ile Rum kahya Yorginin ellerinden geçmiştir. Türkçenin yanında İngilizce ve Rumca ile büyümüştür. Babası ve annesi devrin devlet resmi dili olan Fransızca konuşmaktaydılar. NATO Türk daimi delegeliğinde ateşe olarak çalışır. 1967-1970 yılları arasında Koyunhisar Cumhuriyet Savcılığı görevinde bulunur. Gazetelerde yazdığı siyasi içerikli yazıları nedeniyle Yüksek Savcılar Kurulu kararlı ile görevden atılır. 1970-1971 yıllarında TRT Dış Yayınlar Müdürlüğünde mütercim olarak çalışır. 12 Mart Muhtırasının ardından Komünist örgütlenme propagandayı yasaklayan Ceza Kanununun 141 ve 142. maddelerine muhalefetten tutuklanır. 6 Ay Maltepe Askeri Cezaevi ile Harbiye Subay Nezarethanesinde yatar. Mahkeme sonrası aklanır. Hukuk, Marksizm, Briç benzeri konularda elliye yakın çeviri kitaplarının sahibidir.Pachimeres:
Herakleialı tarihçi ve yazar,Padişahlar;
Kim Kimin Annesi: I.Murat'ın annesi Bizanslı Horofira yani Nilüfer Hatun, Yıldırım Bayezid'in annesi Bulgar Marya yani Gülçiçek Hatun, Çelebi Mehmet'in annesi Bulgar Olga Hatun, II.Murat'ın annesi Veronika, Fatih Sultan'ın annesi Sırp Despina yani Hüma Hatun, II.Bayezıd'in annesi Kornelya, Yavuz Selim'in annesi; Ayşe takma adlı Pontuslu bir Rum, Kanuni Sultan Süleymanın annesi; Polonya Yahudisi Helga yani Hafsa Sultan, II. Selim'in annesi Yahudi kızı Roksalan yani Hürrem Sultan, III.Murat'ın annesi Yahudi Raşel yani Nurbanu Sultan, III.Mehmet'in annesi Venedikli Bafo yani Safiye Sultan, I.Ahmet'in annesi Yunan Helen yani Handan Sultan, Genç Osman'ın annesi Sırp Evdoksiya yani Mahfiruz Sultan, IV.Murat'ın annesi Sırp Anastasya yani Mahpeyker Sultan, IV. Mehmet'in annesi Rus Nadya yani Turhan Sultan, II.Süleyman'ın annesi Sırp Katrin yani Dilaşüb Hatun, II.Ahmet'in annesi Polonya Yahudisi Eva yani Hatice Sultan, II.Mustafa'nın annesi Rum Evemia yani Emetullah Sultan, III.Ahmet'in annesi de aynı yani II.Mustafa ile aynı anneden, I.Mahmut'un annesi Aleksandra yani Saliha Sultan, II.Osman'ın annesi Sırp Mari yani Şehsüvar Sultan, III.Mustafa'nın annesi Fransız Janet yani Mihrişah Sultan, I.Abdülhamit'in annesi Fransız İda yani Şermi Sultan, III.Selim'in annesi Cenevizli Agnes yani Mihrişah Sultan, IV.Mustafa'nın annesi Bulgar Sonya yani Sineperver Sultan, II.Mahmut'un annesi Fransız Rivery yani Nakşidil Sultan, I.Abdülmecit'in annesi Rus Yahudisi Suzi yani Bezm-i alem Valide Sultan, Abdülaziz'in annesi Romen Besime yani Pertevniyal Sultan, V.Murat'In annesi Fransız Vilma yani Şevkefza Sultan, II.Abdülhamit'in annesi Ermeni Virjin yani Tirimüjgan Sultan, Mehmet Reşat'ın annesi Arnavut Sofi yani Gülcemal Sultan, Mehmet Vahdettin'in annesi Çerkes Henriet yani Gülistan Sultan.Pandaleymon;
[Pandaleimon ﭙاﻨﺪﻠﻤﻴﻮﻦ]]: ismiyle büyük bir Rum Manastırı. Manastır Mahallesinde (Yendioğan),Polenezköy [Adampol], İstanbul:
İstanbul Beykoza 24 km uzaklıkta, 18. yüzyılın II. Yarısında Polonyadan gelip Osmanlı İmparatorluğuna sığınan Polonya [Leh] kökenlilerin kurduğu köy. Köyün asıl nüfusu 300 ama geçici çalışanlarla 500 kişiye çıkıyor. Gençlerin çoğu Polonyaya geri dönünce köyde sadece yaşlılar kalmış. Leh asıllı kişi sayısı 100 kişi kadar. Etkin köy kilisesinde hafta sonu ayinleri Pazar yerine Cumartesi geceleri yapılıyor. Köye özgü likörler ve kestane balı özellikleri var. Köyde 3 otel ve 27 pansiyon var. Köye yerleşen aslen Rum olan Angela Keleşoğlu da Hera Pansiyon adlı yeri çalıştırıyor. Oğlu bir Rus kızıyla kızı da bir Polonyalı ile evlenince Polonezköye yerleşmişler. Pansiyonlarda kişi başı YTL 50-100 bedellerle kalınabiliyor. Fredi Pansiyon Tel:0216-432 30 47, Hera Pansiyon Tel:0216-43231 83. Zoisa Teyzenin Evinde köyün geçmişine ait bilgiler sağlanabiliyor. [Milliyet Gazetesi, Pazar & Milliyet, Sf. 17, Fatih Türkmenoğlu, 27.03.05, Erkan Kiraz, Email; erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].Ptolemaios;
(Klaudios Ptolemaios, Claudius Ptolemy),Ptolemeus:
The geocentric world view of Ptolemy according to the star atlas of Andreas Cellarius from 1708 (first print 1661). Claudius Ptolemy lived about 100 to 170 A.D. He was an Alexandrine astronom, geographer, mathematician and music theorist. According to him, the planets moved around the standing earth. Ptolemaeus is known for the Almagest, the astronomy reference book written in the second century.Ruhban Okulu;
Ege'de Türk savaş uçaklarının Yunan hava sahasını ihlal ettikleri yolundaki iddiaları yanıtlayan Gül, "Her iki taraftan da şikâyetler var. Askerlerin katılımıyla söz konusu şikâyetleri ve gerçekte ne olduğunun araştırılacağı bir yöntem bulmalıyız. Yunanistan Dışişleri Bakanı ile yapacağımız görüşmelerden sonra bir dizi önlem açıklayacağız" şeklinde konuştu. Gül, Heybeliada Ruhban Okulu konusunda da, "Çözüm aramaya devam ediyoruz" dedi. Heybeliada Ruhban Okulu'nun 60'lı yıllara kadar faaliyet gösterdiğini hatırlatan Gül, "O zamandan bu yana anayasal düzen değişti. Sadece Heybeliada Ruhban Okulu için bir çözüm üretemeyiz, çünkü diğerleri de Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak. Çözüm aramaya devam ediyoruz" dedi. Gül, Kıbrıs konusunda da, "Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının uzlaşma girişimine katılmadı, bir fırsat kayboldu. Şimdi öncelikli konu Kıbrıs Türk tarafı aleyhindeki kısıtlamaların kaldırılması. BM Genel Sekreteri'nden yeni girişimlerde bulunmasını istedik" diye konuştu. Gül, "Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs, hep birlikte işbirliğine gidip istikrar ve barış ortamı yaratmalı" şeklinde konuştu. [Milliyet Gazetesi, Taki Berberakis-Atina. Kayıt; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com 13.04.05, Şirintepe-İzmit].Şemseddin SAMİ;
1850-1904 yılları arasında yaşamış önemli dilcilerimizdendir. Roman ve tiyatro sahalarında da eserleri bulunan yazar; gazetecilik yapmış, dergiler çıkarmış, tercümeler ve öğretici kitaplar yayınlamış şöhretini hazırladığı sözlüklerle kazanmış bir Osmanlı aydınıdır. Günümüzde Yunanistan sınırları içerisinde kalan Yanya ilinin Fraşer köyünde dünyaya gelen Şemseddin Sami, orta öğrenimini Yanyada bulunan Rum Lisesinde görmüştür. Bu lisede modern bir eğitim almış; sonuçta Yunanca, Eski Yunanca, Fransızca ve İtalyanca öğrenmiş; ayrıca Arapça ve Farsça dersleri de almıştır. Şemseddin Saminin ilk eseri 1872de yayınladığı Tarih-i Mücmel-i Fransa adlı bir tercümedir. Yine aynı yıl, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı ilk Türk romanı kabul edilen yapıtını yayınlamıştır. Bundan sonra da birçok eserler veren Şemseddin Sami, 1888-1899 yılları arasında Kâmûsül-Alâm (Hususi İsimler Kamusu) adı altında 6 ciltlik bir tarih, coğrafya ve önemli kişiler ansiklopedisini tek başına oluşturmuştur. [Bir Osmanlı Aydınına Göre İzmit Necmi Şahin & Sinan Yakay].Tassos PAPADOPULOS:
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri.Varlık Vergisi;
Türkiyede yaşayan azınlıklara uygulanan bu vergi 1943 yılında yasalaşmış. Belirlenen tutarı ödeyemeyen azınlıklar zorunlu askerliğe tabi tutulmuş. Bir çok azınlık zanaatkar ve tüccar da bu vergi nedeniyle ülkeyi terk etmiş.Vasili VASSILLIKOS:
Çağdaş Yunan edebiyatının en tanınmış adlarında. 1933 yılında Kavalada doğdu. Geçlik yılları Selanikte geçti. Jasonun Hikayesi, Barış Kurbanları, Bitki, Kuyu ve Melekleşme adlı yapıtları vardır. 1967den itibaren Parise yaşamaya başladı. Fotoğraflar, Duvarların Dışındave Z Günlüğü adlı yapıtlara da imza atmıştır.Vassilli VASSILLIKOS:
1933 Yunanistan Kavala doğumludur. Çocukluk ve gençlik yılları Selanikte geçer. İlk kitabı olan Jasonun Xni 1956 yılında ayzar. Diğer kitapları ise Barış Kurbanları, Bitki, Kuyu, Melekleşme. 1954 yılında Amerikan Mitolojisi adlı kitabı kaleme alır. 1964 yılında yazdığı Duvarların Dışında adlı kitabıdır. En bilinen eseri Z Yunan aslıllı Costa Gavras tarafından filmelştirilir. Yazar 1967 yılındna itibaren Fransada yaşamıştır.Yunanistan'da Türk Değil Müslüman Varmış!;
Yunanistan Yüksek Mahkemesi, alt mahkeme tarafından kuruluş dilekçesi kabul edilmeyen Rodop Türk Kadınları Kültür Derneği'nin itiraz başvurusunu reddetti. Derneğin içindeki "Türk" kelimesinin kuruluşa engel teşkil ettiği hükmüne varan mahkemeye göre, Yunanistan'da Türk değil Müslüman azınlık yaşıyor. Atina Haber Ajansı, Yüksek Mahkeme'nin, itiraz başvurusunu, "Derneğin amaçlarının Lozan Anlaşması hükümlerine uymadığı ve Yunan kamu düzenine aykırı nitelik taşıdığı" gerekçesiyle reddettiğini duyurdu. Yüksek Mahkeme, alt mahkemenin kararının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Yunan Yasaları ve Yunan Anayasası'nı ihlal etmediği görüşüne vardı. [Kayıt: Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com, 12.04.05, Şirintepe-İzmit].Yusuf İSLAM;
[Aslı adı: Steven Demetre Georgiou, Sahne adı: Cat Stevens]: 1947 yılında Kıbrıslı bir baba ile İsveçli bir annenin oğlu olarak Steven Demetre Georgiou ismiyle Londra'da dünyaya gelen Yusuf İslam, 1960'lı ve 70'li yıllarında, Cat Stevens adlı sahne adıyla dünyanın en ünlü şarkıcılarından biri oldu. 1977 yılında Müslümanlığa geçen İngiliz şarkıcı okuduğu `Yusuf Suresi'nden etkilenerek ismini Yusuf İslam olarak değiştirdi. İslam, 1978 yılında çıkardığı Back to Earth adlı albümünden sonra müziği bırakarak kendini dine verdi. Tüm dünyada hit olan Wild World, Lady D'Arbanville' ve I love My Dog gibi parçalarıyla hafızalardan silinmeyen Yusuf İslam'ın Müslümanlığa geçişi gerek İngiltere'de gerekse dünyada büyük bir şaşkınlık yaratmıştı. Uzun süre sessizliğini koruyan Yusuf İslam, geçen günlerde, güvenlik açısından dikkatle izlenmesi gereken kişiler listesinde yer aldığı için' ABD'ye alınmadı ve adı tekrar dünya gündemine girdi. Afgan Türkü olan eşi Fevziye ve 4 çocuğu ile Londra'da yaşayan Yusuf İslam'ın, burada Müslüman öğrenciler için açtığı bir okulu da bulunuyor.
[Bu bir geçici deneme ve derleme çalışmasıdır. Amaç Türkiyede ve kentim İzmit ve çevresinde yaşamış yada yaşayan Rumlara, Rumların dini, sosyal ve kültürel yaşamlarıa, Rum etkin kişilerine, Rum ayaklanmaları & çeteleşmelerine, Rum mezalimlerine dair vede Rumlara ve Yunanlılara ait her tür bilgilerin az yada çok bir arada toplanmasını ve kısa bilgiler elde edilmesini sağlamaktır. Çalışma sürekli güncellenmektedir. Bu ilk çalışma zaman zaman güncellenmiş biçimle yer değiştirecektir.]
©
Copyright Hakkı Erkan Kiraza Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir yada dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on 12.04.05.