Anti-semitizm; Yahudi düşmanlığı demektir. Daha çok Batı’da ve ABD’de Yahudilere akrşı nefret ve aktliam derecelerine varan dini, sosyal ve kültürüle tepkiye verilen addır.

Semitizm;

Sionizm;

Sion Dağı;

İsrail: Filistin Devleti'nin Kurulması Yakın;  İsrail hükümeti sözcüsü Avi Pazner, ''Filistin devleti kurulmasının yakın olduğunu ancak bunun 2006'da olmayabileceğini'' söyledi. 'Filistin devletinin kurulmasına'' ilişkin soru üzerine Pazner, ''2005'te hatta 2006'da Filistin devletinin kurulamayabileceğini ancak bunun yakın olduğunu'' belirtti. Pazner, ''Filistin devletinin kurulması sadece Filistinlilerin değil tüm bölgenin menfaatine. Şartlar ve sınırlar konusunda görüşmek gerek. Yapılacak çok iş var ancak sonunda Filistin devleti İsrail tarafından tanınacak'' dedi. Sözcü Pazner, İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un çekilme planı ve bazı Yahudi yerleşimcilerin ''öfkesi'' ilgili olarak da, Şaron'un güvenliğinden endişe duyduklarını ve politikasına devam etmesi halinde Şaron'a ''suikast düzenlenebileceğini'' belirtti. Ariel Şaron'un ciddi ölüm tehditleri alması nedeniyle güvenlik servislerinin son derece dikkatli olduğunu söyleyen Pazner, ''Gerilim çok yüksek. Şaron'un partisi parçalandı. Kamuoyu bölündü. İzak Rabin trajedisini yaşadık. Başka bir trajedi yaşamak istemiyoruz. Umarım kan dökülmez'' diye konuştu. [Milliyet Gazetesi, Kayıt; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com 13.04.05, Şirintepe-İzmit].

PTT, İzmit: Fransızca “Post, Telephone, Telegraph” kelimelerinin baş harflerinden oluşan ve Türkçe’ye aynen geçen “Posta, Telefon ve Telgraf” yapısının bu eski Yahudi Mahallesi’nden geriye kalan kamu alanı üzerine ne zaman yapıldığını bilmiyorum. İlk Postane bugünkü Yemeniciler Çarşısı’ndaymış. Daha sonra ise Garaj’lara giriş yolu üzerine kurulmuş. Buradaki PTT yapısı hala vardır. Bugünkü Türk Telekom ile birlikte geniş bir alanı olan yapı ilk zamanlar iki katlı bir yapıydı. Kapısı caddeye bakar, içeri girişte sağ kolda ilk başta Kiralık Posta Kutuları, telefon kulübeleri, Gümrü Veznesi ve diğer posta hizmelerine ait bankolar bulunurdu. Salonun sol tarafında en dipte ise Posta Müdürü’nün odası yer alırdı. Daha geride ise mektup ayırma kısımları, telefon işlerine bakan teknik ekibin odaları bulunurdu. Üst katla ilgili bilgim yok. [Derleme; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com 13.04.05, Şirintepe-İzmit].

Yahudi Mahallesi; 19. yy’da İzmit’te 1 Yahudi Mahallesi vardır.

Çocuk Parkı [Cumhuriyet Parkı], İzmit: Osmanlı zamanlarında bu park alanının Yahudi Mezarlığı olduğu söyleniyor. Benim çocukluğumda ise orta yerinde balıklı bir havuzu vardı. Havuzun ortasından geçen betondan bir köprüsü. Çocuk parkı alanı her çocuğun gözdesiydi. Park bol ağaçlı ve süs bitkileriyle doluydu. Ön tarafındaki geniş alanda bayramlarda üç ve iki tekerlekli bisikletlerin kiralandığı bisikletlere ve kiralık atlara binilen bir yerdi. [Derleme; Erkan Kiraz, Email: erkankiraz@yahoo.com 13.04.05, Şirintepe-İzmit].

İzmit; “Müstakilen (bağımsız) idâre olunur sancak merkezi bu şehir olub, Dersa’âdet’in (İstanbul’un) 85 kilometre şark-ı cenûbîyesinde (güneydoğusunda) ve Bursa’nın 96 kilometre şimâl-i şarkîyesinde (kuzeydoğusunda), Marmara Denizi’nden Anadolu’nun içine sokulmuş dar ve uzun bir körfezin müntehâsında (sonunda) vâki´dir. Bir tepenin garbî (batı) eteğinde vâki´ olub (bulunup), sahil bahre (denize) kadar muhtâd olmağla, manzarası güzel olub, evleri ahşab ve bağçeler içindedir. Tepenin üzerinde bir eski kal’a (kale) harabeleri mevcuddur. 23 mahâlleye münkasım (ayrılmış) olub, 19’u İslâm, 3’ü Hıristiyân ve biri Yahudi Mahâllesi’dir. Takriben 15000 ahâlisi olub, kısm-ı a’zâmı (büyük çoğunluğu) İslâm ve Hristiyânların ekserisi (çoğu) Ermeni’dir. Anadolu kıt’asının birçok yerlerinin iskelesi olmağla, ehemmiyet-i ticâriyesi (ticari önemi) ziyâde olub, bir tarafdan Dersa´âdetle demir yolla merbût (bağlı) bulunduğu halde, bu hattın Ankara ve Bağdad’a tahdîdi dahi derdest (tutulu) bulunduğundan, ileride ehemmiyeti (önemi) daha çok ziyâde artarak bütün Anadolu’nun bir büyük iskelesi hükmüne geçecektir. Gemilerin imâliyçün birkaç destgâhı (tersanesi) olub, Marmara’da işleyen küçük gemilerin ekserisi orada yapılmaktadır. Büyük çarşısı olub, beher cuma günü civâr köylere mahsûs pazarı dahi vardır. Şehrin ortasında Yenicuma ve haricinde (dışında) Eskicuma isimleriyle iki büyük cami-yi şerîfle birkaç cami ve mescidi, bir Rum ve bir Ermeni kilisesi, şehrin haricinde[Pandlamyon [ﭙاﻨﺪﻠﻤﻴﻮﻦ]] ismiyle büyük bir Rum Manastırı, yeni yapılmış bir güzel kışlası, bir i’dâdi (lise), bir rüşdiye (ortaokul) ve birkaç sübyân mektebleri (ilkokul) vardır. Etrafında bağ ve bağçe ve bostanları çok olub, Dersa´âdete dahi kilitli (sandıklanmış) sebze nakl ve fürûht (satışı) olunur. Şimal (kuzey) ve şark (batı) tarafı kapalı olub, hava iyi cereyân (hareket) etmediğinden, ve etrafında bazı durgun sular bulunduğundan, havası yazın ağırcadır. İzmid şehri pek eski olub, en evvelki ismi [Astakos]’dur. Bu Astakos şehrinin ne vakit ve kimler tarafından binâ olunduğu (yapıldığı) mechûl olub (bilinmemekle), Büyük İskender’in serdârlarından [Traky] hükümdârı olan Lisimahos tarafından tahrîb olunmuş (yıkılmış) idi. Ba´de (bundan sonra) yani milâd-ı İsâ’dan iki buçuk asır evvel (M.Ö. 2. yüzyıldan önce) [Bitinya] yani Kocaeli ve Bursa ve Karesi cihetinin (tarafının) hükümdârı birinci Nikomad mezkûr (yukarıda belirtilen) Astakos şehrinin harabeleri üzerinde kendi ismine nisbetle [Nikomedya] ismiyle yeni bir şehir te’sîs (kurmuş) ve payitâht (başkent) ittihâz etmiş (yapmış) idi. Bunun neslinden üçüncü Nikomad tarafından Roma Devleti’ne teslîm olunmağla, İmparator Konstantin bir aralık bu şehri payitâht ittihâz etmek niyetinde bulunmuş ise de, ba´de (bundan sonra) Konstantiniyye’nin (İstanbul’un) te’sîsi (kurulması) fikri kendisini bu niyetinden vaz geçirmiş idi. Mu’ahharen (sonradan) İmparator Diyoklatiyan tarafından payitâht (başkent) olunmuş idi. Meşhûr Anibal bu şehirde vefat, ve kudemâ-yı mevrâhîn ve coğrafîyûndan Aryan bundan tevellüd etmişdir (doğmuştur). Mu’ahhâren (sonradan) [Got]lar tarafından tahrîb (yıkılmış) olunub, milâdın 358 tarihinde vuku´ bulan (gerçekleşen) büyük bir zelzeleden dahi hayli zedelenmiş olduğu halde, Konstantiniyye imparatorlarından [Yustinyanus (Jüstinyanus)] tarafından ta´mîr ve tecdîd olunmuşdur. 723 tarih-i hicrîsinde Sultan Orhan Gazi hazretlerinin bazu-yı celâdetiyle (cesaretinin gücüyle) feth olunarak, zimemâ-yı memâlik-i Osmâniye (Osmanlı toprağı) olmuşdur [Sâmî, Şemseddîn (Fraşerî), Kâmûs-ı Türkî, s..5-16, Zafer Matbaacılık, İstanbul, 1995]

Diaspora: Kelime köken olarak Yunanca’dır. Fr. dia: ayrı, uzak, speirein: dağılmış. Kelime Yahudilerin Filistin dışına dağılmalarını ifade etmek için kullanılmış ilkin. Daha sonraları ise ülkelerinin dışında yaşayan uluslar için kullanılagelmiş. Yahudi Diasporası, Ermeni Diasporası yada Tatar Diasporası gibi.

Dönmeler; [Efendiler, Selanikliler, Beyaz Türkler, Dönme Yahudi Müslümanlar]: İsmail Cem, Kemal Derviş, Bülent Tanla, Tansu Çiller, Uğur Bayar, Mehmet Ali Bayar, Ercan Kumcu,

Eric Edelman: Ailesinin Osmanlı kökenli Yahudi asıllı olduğu, göçmen olarak ABD’ye gidip ve zaman içinde yönetim kademelerine tırmanan ABD’nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, eşi ve çocukları ile Konya’daki Mevlana Müzesi’ni ziyaret etmiş. Eric Edelman, bu dünyanın Mevlana’nın düşüncelerine daha çok gereksinimi olduğunu vurgulamış.

Kudüs:

Vadedilmiş Topraklar;

Süleyman Tapınağı;

Jerusalem; Yahudice Barış Kenti demektir. Müslümanlar için kentin adı Kudüs’tür.

İsrail: Yahudilerin Filistin toprakları üzerinde bir devlet kurmaları İngilizlerin Orta Doğu’yu Osmanlı’dan alma ve parçalama politikasıyla örtüşmüştür. İngiliz işgal ve yönetimindeki Filistin’de İngilizlere karşı verilen savaşım, “Vadedilmiş Toprak”lar üzerinde bir devlet kurma düşü peşindeki fanatik Yahudilerin Filistin’e akın etmesiyle belli bir boyuta gelmiştir. İngilizlerin Filistin’den çekilmelerinin ardından Arap devletleri ile Yadhudiler arasında savaş başlamış ve Araplar yenilmiştir. Bu yenilginin ardından Yahudiler 1948 yılında “İsrail” devletini açıklamış ve bayraklarını da Beyaz-mavi ve ortasına Davuz’un Yıldızı’nı koymuşlardır. Başkent olarak Tel-Aviv açıklanmıştır. Son zamanalrda ise başkent olarak Kudüs [Jerusalem] seçilmiştir. İkinci Arap-Yahudi Savaşı 6 gün savaşları olarak bilinir. İsrail Suriye, Irak ve Mısır kuvvetlerini bozguna uğratmış ve savaşa katılmayan Ürdün’ünkiler de dahil bir çok Arap toprağını işgal etmiş ve çok az bir kısmından geri çekilmiştir. İsrail devletinin temelinde Osmanlı, İngiliz ve Araplara karşı sürdürdükleri vahşi, acımasız ve ısrarlı silahlı bir mücadele yatar. Buna ister terör denilsin, ister inanmışlık veya adanmışlık. İsrail’iler de biliyorlarki gün gelecek aynı yöntemlerle savaşım veren Filistinliler de kendi devletlerini kuracaklardır. Bu kaçınılmaz bir olgudur. Dışişleri Bakanı Pinhas Avivi (2004). Kıdemli Başbakan yardımcısı Ehud Olmerit Türkiye ziyareti 14.07.04. [Derleme; Erkan Kiraz, Email; erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].

İzmir: Eski adı Symirna’dır. Tarih boyunca önemli bir kent olmuştur. Ancak denizcilik ve ticaret kenti olması 1800’lü yılarda olmuştur. Hemen hemen tüm Avrupa develtlerinin büyükelçiliklerinin bulunduğu bu kentte büyük bir Yahudi, Dönme Yahudi, Rum, Ermeni ve Levantenler yaşarmış. Özellikle Devrim Fransası’ndan kaçanlarla Hollanda’dan gelen Batılılar kentin ticari yaşamında önemli rol oynamıştır. Ege bölgesinin en önemli ticaret ve sanayi kenti olması özelliğini korumasının yanında sahil kasaba ve köyleriyle bir gezgin cennetidir de. Manisa-Bornova arasında kalan dağın adı “Sipil Dağı”dır.

Kavgam'ın Okuyucusu & Uygulayıcısı Bush'tur!: Hitler''in "Kavgam" kitabı üzerinde çala kalem yazılar yazılıyor! Kitabın Türkiye''de çok sattığı öne sürüldükten sonra, bilen, bilmeyen ahkâm kesmeye başladı. Oysa, bu kitabın Türkiye''de çok okunduğu iddiası, Türkiye''yi karalamaya dönük psikolojik operasyonun bir parçası! "Kavgam" hakkında bilinçsizce konuşup yazanlar da bu operasyona hizmet etmiş oluyor, farkında bile değiller!. Türkiye''ye yönelik Nazi suçlamasını önce kim yaptı? Türk basınının ABD politikalarını eleştirmesinden dolayı Türkiye''yi Nazizme yönelmekle suçlayan kişi, "Yahudi lobisinin tetikçisi" Pollock değil miydi? Pollock''ın yazısı gündeme oturduğu günlerde, Türkiye''ye yönelik nasıl bir psikolojik saldırının başladığını görerek 26 şubat 2005 tarihinde "Bush''un Fikir babası Hitler''in hukukçusu!" başlıklı yorumu yapmıştık! Böyle bir yazı yazmamızın sebebi, Pollock''ın Türkiye''de Amerika''yı eleştirenlerin Nazi eğilimli olduğunu öne sürmesiydi. Biz de durumun hiç de öyle olmadığını, aksine Amerikan yönetiminin Nazi politikası uyguladığını anlatmaya çalışıyorduk! Yazımıza dayanak olarak da Hacettepe Üniversitesi''nde kamu yönetimi alanında öğretim üyesi olan Dr. Hilal Onur İnce''nin, Türkiye Günlüğü Dergisi''nin son sayısında çıkan "Carl Schmitt''in Siyaset Anlayışının 11 Eylül Sonrası ABD Güvenlik Politikasına Yansımaları Üzerine Düşünceler" başlıklı incelemesini göstermiştik. Hitler döneminin en önemli hukukçusu olan Schmitt, insan gruplarını "dost ve düşman" olarak ikiye ayırıyor ve bunun "siyasi olanın spesifik kriteri" olduğunu öne sürüyordu. İnce, "ABD Güvenlik Politikalarının Vaftiz Babası Carl Schmitt" ara başlığı ile 11 Eylül sonrası Amerikan politikalarının Schmitt''in dost-düşman ikilemine oturduğunu, Bush''un, "Her bölgede her ulus artık bir karar vermek zorundadır. Ya bizimle olursunuz ya da teröristlerle" söyleminin bunun en açık delili olduğunu belirtiyordu. . Kavgam kitabının Türkiye''de çok sattığı kabulüyle bir kaşık suda fırtına koparanların amacının ne olduğunu en iyi görenlerden biri, değerli ekonomist Selim Somçağ oldu. Somçağ, www.acikistihbarat.com 'da yayınlanan yazısında şöyle diyor: "Amaç bellidir, ABD ''Ne olur ne olmaz'' diyerek bu psikolojik harekâtla kendi halkının gözünde Türk halkını şeytanlaştırmak suretiyle Türkiye ile ABD arasında ortaya çıkabilecek bir çatışmaya kendi kamuoyunun desteğini arkasına almış olarak girmenin hazırlığını yapmaktadır. İki aydan beri devam eden kampanyada tempo asla düşürülmemekte, her hafta kampanyanın yeni bir ayağı devreye sokulmaktadır. Metal Fırtına’da olduğu gibi bir medya operasyonu ile esası olmayan bir işin yoktan var edilmesiyle karşı karşıyayız. Amerikan kampanyasında birinci amaç, başta Irak’ın kuzeyindeki kukla Kürt devleti, daha sonra da Suriye ve İran konularında, daha genel olarak Büyük Ortadoğu Projesi konusunda ABD''nin istediği şekilde hareket etmeyen Türkiye''yi korkutarak yola getirmektir. Amerikalı devlet adamı ve ajan-gazetecilerden gelen şikâyet ve azarlamalarla Türkiye''nin millî kuvvetlerine gözdağı verilecek, içerideki Amerikan yanlısı güçlerin, özellikle de malûm medyadaki satılmış kalemlerin de bu kampanyadan yola çıkarak ''Bakın müttefikimiz Amerika ile aramız bozuluyor'' diye kamuoyunu millî politikalara karşı kışkırtmaları sağlanacaktı. ''Metal Fırtına'' kitabıyla da Türk halkının Amerika''nın askerî gücünden korkarak yılgınlığa düşmesi amaçlanmaktaydı. Ayrıca tam bu haberin servis edildiği günlerde piyasada bir yayınevinin en az 15-20 YTL''ye satılması gereken kalitede bir Kavgam baskısını 5,99 YTL''ye satmaya başlaması da çok ilginç bir tesadüf! Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en kritik dönemlerinden birine girmiştir. Türkiye''nin BOP badiresini atlatması, yani yeni Sevr''i engellemesi milletimizin bütün imkânlarını ortaya koyarak Türkiye Cumhuriyetinin bekâsı ilkesi etrafında kenetlenmesiyle mümkün olabilir. Hâl böyleyken geniş kesimler hâlâ derin bir gaflet uykusunda. Bunu Kavgam asparagasında bir kere daha gördük. Bu uydurma haber üzerine görüşlerine başvurulan ve aralarında hızlı milliyetçilerin de bulunduğu bir çok kişi, Kavgam’ın neden bu kadar çok satmaya başladığı konusunda gazetecilere Fikir serdetmek için yarış halinde. İçlerinden bir kişi de çıkıp ''Bir dakika, Türk halkı neden durup dururken Hitler hayranı olsun? Şu haberin altındaki verileri bir önümüze koyun bakalım! Hem bu haberin bir Yahudi asıllı Amerikalı yazarın Türk halkını anti-semitizmle suçlamasının hemen arkasından piyasaya çıkması garip bir tesadüf değil mi?'' diye sormuyor. Bu kafayla gidersek işimiz zor." [Yazı: Arslan Bulut, kayıt: Erkan Kiraz, Email; erkankiraz@yahoo.com, 25,03.05, Şirintepe-İzmit].

Mısır: Arapça El Mısr’dan Mısır. İngilizce Egypt. 3 bin yıllık Eskiçağ Mısır Uygarlığı’nın merkezei. Büyük İskender’in adını verdiği iskenderi Liman kenti en büyük kentlerden. Başkenti kahire. Nüfusun çouğunluğu Sünni Arapa. Ama ülkede Kıptı Hıristiayanlarla birlikte Yahudi ve Batılı azınlıklar da yaşamakta. Ülkeye Nil Nehri yaşam vermekte.

Padişahlar; Kim Kimin Annesi: I.Murat'ın annesi Bizanslı Horofira yani Nilüfer Hatun, Yıldırım Bayezid'in annesi Bulgar Marya yani Gülçiçek Hatun, Çelebi Mehmet'in annesi Bulgar Olga Hatun, II.Murat'ın annesi Veronika, Fatih Sultan'ın annesi Sırp Despina yani Hüma Hatun, II.Bayezıd'in annesi Kornelya, Yavuz Selim'in annesi; Ayşe takma adlı Pontuslu bir Rum, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi; Polonya Yahudisi Helga yani Hafsa Sultan, II. Selim'in annesi Yahudi kızı Roksalan yani Hürrem Sultan, III.Murat'ın annesi Yahudi Raşel yani Nurbanu Sultan, III.Mehmet'in annesi Venedikli Bafo yani Safiye Sultan, I.Ahmet'in annesi Yunan Helen yani Handan Sultan, Genç Osman'ın annesi Sırp Evdoksiya yani Mahfiruz Sultan, IV.Murat'ın annesi Sırp Anastasya yani MahpeykerSultan, IV. Mehmet'in annesi Rus Nadya yani Turhan Sultan, I.Süleyman'ın annesi Sırp Katrin yani Dilaşüb Hatun, II.Ahmet'in annesi Polonya Yahudisi Eva yani Hatice Sultan, II.Mustafa'nın annesi Rum Evemia yani Emetullah Sultan, III.Ahmet'in annesi de aynı yani II.Mustafa ile aynı anneden, I.Mahmut'un annesi Aleksandra yani Saliha Sultan, II.Osman'ın annesi Sırp Mari yani Şehsüvar Sultan, III.Mustafa'nın annesi Fransız Janet yani Mihrişah Sultan, I.Abdülhamit'in annesi Fransız İda yani Şermi Sultan, III.Selim'in annesi Cenevizli Agnes yani Mihrişah Sultan, IV.Mustafa'nın annesi Bulgar Sonya yani Sineperver Sultan, II.Mahmut'un annesi Fransız Rivery yani Nakşidil Sultan, I.Abdülmecit'in annesi Rus Yahudisi Suzi yani Bezm-i alem Valide Sultan, Abdülaziz'in annesi Romen Besime yani Pertevniyal Sultan, V.Murat'In annesi Fransız Vilma yani Şevkefza Sultan, II.Abdülhamit'in annesi Ermeni Virjin yani Tirimüjgan Sultan, Mehmet Reşat'ın annesi Arnavut Sofi yani Gülcemal Sultan, Mehmet Vahdettin'in annesi Çerkes Henriet yani Gülistan Sultan.

Kenizé MOURAD: Kendisini Osmanlı padişahı V. Murat’ın torununun kızı olarak görüyor. Soyadının ise oradan geldiğini savunuyor. Annesinin yaşamını anlattığı “Saraydan Sürgüne” adlı kitabı Türkiye’de de yayınlandı. Orta Doğu’da bir süre gazeteciolarak çalıştı. “Toprağımızın Kokusu-Filistin ve İsrail’in Sesi” adlı başka bir kitabı 2003’de Fransa’da yayınlandı.

Mısır; Kahire Çarşısında Patlama: Kahire'de, daha çok turistlerin gittiği El Muski Çarşısı'nda meydana gelen patlamada, 4 kişinin öldüğü, 2'si Türk 19 kişinin de yaralandığı bildirildi. Olay, yerel saatle 18.30 sıralarında Kahire'de El Muski Çarşısı'nda meydana geldi. Üst düzey bir polis yetkilisinin açıklamasına göre, patlama bir erkek yayanın attığı bomba nedeniyle oldu. Mısır Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan yapılan açıklamada, ölenler arasında bir Fransız, bir de Amerikan vatandaşı olduğu belirtildi. Yaralılar arasında, 3 Amerikalı, 4 Fransız, bir İtalyan, iki Türk ve 9 Mısırlı'nın bulunduğu açıklandı. Yaralı Türklerden birinin Amerikan Üniversitesi'nde öğrenci olduğu ve elinden yaralandığı belirtildi. Polisin, kordon altına aldığı olay yerine ambulansların geldiği bildirildi. Bu patlama, Kahire'de 7 yıldan sonra turistlerin hedef alındığı ilk saldırı olarak değerlendiriliyor. Mısır, hükümete karşı mücadele veren radikal militanlar tarafından 1990'lı yıllarda düzenlenen şiddet olaylarını bastırmıştı. Kahire'de 1997 Eylül ayında bir Mısır müzesinin dışında park etmiş turist otobüsüne silahlı kişilerce açılan ateşte, çoğunluğu Alman turist olmak üzere 10 kişi ölmüştü. Bu olaydan 2 ay sonra radikal militanların, Luksor kentinde bir tapınağa düzenlediği saldırıda 58 turist ve 4 Mısırlı hayatını kaybetmişti. Mısır'ın Sina Yarımadası’nda geçen Ekim'de çok sayıdaki otelde meydana gelen patlamalarda ise 34 kişi ölmüştü. Mısırlı yetkililer, bu patlamaların, İsrail-Filistin sorunuyla bağlantılı olduğunu belirtmişlerdi. [Yavuz Selim-Kahire-Mısır, (DHA), Kayıt: Erkan Kiraz, Email; erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].

ABD-Türkiye; Gerginleşen İlişkiler; Hürriyet Gazetesi köşe yazarlarından Yalçın Doğan’ın görüşüne göre son zamanlarda ABD basınında ve son günlerde TV kanallarında Türkiye aleyhtarı görüş ve konuların aşırı işleniyor olmasının gerisinde bazı rahatsızlıkların yattığı belirtiliyor ve bunların şunlar olduğu açıklanıyordu; Irak savaşı öncesi TBMM’de ABD’nin Türkiye üzerinden Irak’a geçişine izin verilmemesi ve Irak Savaşı’nda Türkiye’nin yer almak istememesi, Filistin-İsrail çekişmesinde RTE’nin etkin biçimde İsrail aleyhine söylemlerde bulunması ve İsrail’den gelip kendisiyle görüşmek isteyenleri kabul etmemesi ve Suriye’ye karşı ABD’nin başlattığı sıkıştırma politikasında Türkiye’nin Suriye yanlısı bir siyaset uygulaması yer alıyor. Çeşitli yorumcuların görüşlerine göre Cumhurbaşkanı Necdet Sezer’in Finlandiya gezisini iptal edip ABD’nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman’ın “gitmezse iyi olur” gibi haddini aşama ama ABD’den kaynaklanan görüşüne rağmen Suriye’ye yapmayı planladığı ziyaret ABD’nin hiç de hoşuna gitmiyor. Türkiye ise gerginleşen ABD-Suriye ilişkilerinde kendisinin daha etkili olabileceği görüşünde. [Derleme: Erkan Kiraz, Email; erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].

Irak Savaşı: Saddam Hüseyin’in asker olarak ihtilal yapıp ülke yönetimine gelmesini ardından, Baas Partisi yüceltilmiş ve ülke diktatörlüğün altında itilmiştir. On yıl süren Irak-İran Savaşı’nda Irak ABD ve Batılı ülkelerce İran’a kariı hem silah hem de parasal olarak desteklenmiştir. Saddam Hüseyin’in İsrail ve ABD’ye karşı sürdürdüğü saldırganca politikaların ardından Kuveyt’i işgal etmesi bardağı taşıran son damla olmuştur. W.George Bush başkan olunca Irak’ta “Kitlesel İmha Silahları” bulunduğu gerekçesi ile Irak’ı sıkıştırmaya başlamış ve BM ve NATO kapsamında Irak’a askeri bir harekat başlatılması için çaba sarf etmiştir. Bu kabul görmeyince 2003 yılı sonlarında “Irak’a Özgürlük Harekatı”nı Basra Körfezi’nden başlatmış ve 20 günde Saddam Hüseyin kuvvetleri darma dağın olmuştur. Saddam Hüseyin aylar sonra bir sığınakta yakalanmış ve gözetyin altına alınmıştır. İşgalin ardından aylar sonra Şiilerden ve Sünnilerden işgal askerlerine karşı saldırılar, çeşitli yerlerde patlamalar başlatılmıştır. ABD’de başta İngiltere olmak üzere sembolik de olsa birçok batılı ülke ve Eski Doğu Avrupa ülkeleri ve Japonya da asker desteği sağlamıştır. [Derleme: Erkan Kiraz, Email; erkankiraz@yahoo.com, Şirintepe-İzmit].

Celal TALABANİ: Kuzey Irak’ta Barzani ve Talabai Kürtleri’nin İsrail askeri ve gizli servis elemanlarınca eğitildiğklerine dair Amerikalı gazeteci Seymour Hersh bir haber yapmıştı. Bu ve benzeri söylentiler nicedir var. İsrail’in bölgedeki Kürtleri kayıp 10 İsrail boyundan birisi olarak gördüğüne dair bilgilerde dolaşıyordu. İsrail Türkiye’nin aleyhine olacağını bilmesine rağmen Araplara muhalif ama kendisine teşne bir peyk ulus oluşturma girişimi olmayacağına dair bir somut kanıt da yok. Benzer haberlerden rahatsız olan Ankara IKDP lideri Celal Talabani’yi Ankara’ya davet etti. Ankara Esenboğa Havalimanı’na eşi Hero İbrahim Talabani ile gelen Celal Talabani savları reddetti. Türkiye Kuzey Irak’ta etkinliğe geçen Kongra-gel-PKK ayrılıkçılarına akrşı ve Kerkük’e Kürtlerin Türk ve Arap nüfusu değiştirme ve bir çok zora dayalı dayatmalarına son vermesi konusunda uyarmış. Celal Talabani de Türkiye’nin duyarlılıklarını bldiklerini belirtip söylentilerin asılsız olduğunu söylemiş. İsrail Dışişleri Bakanı Pinhas Avivi de benzer açıklamalar yapıp İsrail’in Türkiye’ye güvence verdiğini ve Türkiye’nin aleyhine olacak bir girşimin içinde asla olmadığını ve olmayacağını belirtmiş. [Derleme: Erkan Kiraz, Email; erkankiraz@yahoo.com, 22.06.04, Şirintepe-İzmit].

Yalçın KÜÇÜK: Prof.Dr. [DT: 1938, İskenderun. Babası Toroslardan Küşükefendilerden: Hakkı Bey, annesi: Halep’ten İskenderun’a yerleşmiş Sabuni Ailesi’nden Şerife Hanım, kardeşleri: Talay, Nilgün, Ömer, Faruk ve Nilüfer, eşi: Temren, çocukları: ]. Mülkiye mezunu. DPT’de ve Uzun Vadeli Planlar Dairesi Müdürlüğü’nde çalışır. Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışır. Anka Ekonomik Bülten’i çıkartır. 12 Eylül 1980’de 1402’likler Listesi’nden gazi Üniversitesi’nden uzaklaştırılır. Bir Yeni Cumhuriyet adlı kitabı dolayısı ile tutuklanır ve 8 yıl hapis yatar. 1993 yılında Türkiye’den kaçıp Fransa’ya gider. PKK’nın tutuklu terörist başı Abdullah Öcalan’la yaptığı söyleşilerden tanınır. 1999 yılından itibaren ise Sebatay Sevi müridleri ile ilgili olarak yapmış olduğu isimbiliciğinden (onomastik) ve Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye’de yaşayan “Dönemeler” yani “Selanikliler” yada bilinen başka bir adla “Dönme Yahudiler” ile ilgili kaleme almış olduğu “Tekelistan” .

Mehmet Cavid Bey: 1875’de Selanik’te doğar. İttihat ve Terakki Partisi’nin mali ve ekonomik politikalarının oluşturulmasında önemli rol oynamıştır. Tüccardan Recep Naim Efendi’nin oğludur. Çerkez Hüseyin Bey’in kızı Aliye ile Cenevre’de evlenir. Aliye Hanım II. Abdülhamit’in oğlu Şehzade Burhanettin bey ile evlenmiş ve geçimsizlik nedeniyle ayrılmıştır. Evliliklerinden Osman Şiar adlı çodukları olur. İlk ve orta öğrenimini Selanik ve İstanbul’da yapar. 1896 yılında Mülkiye Mektebi’ni bitirir. Ziraat Banaksı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda (Maarif Nezareti) çalışır. 1908 yılında II. Meşrutiyet’in açıklanmasından sonra Mülkiye ve Darü-l Fünün’da iktisat dersleri veriri. Millet Meclisi’de (Meclis-i Mebusan) iki dönem Selanik ve bir dönem Çanakkale (Kale-i Sultaniye) milletvekilliği (mebus) yapar. 10 Şubat 1917’de Talat Paşa ve 14 Ekim 1918’de İzzet Paşa hükümetlerinde Maliye Nazırlığı’na getirilir. Mondros Silah bırakılması’nın (Mütareke) ardından Olağanüstü Harp Mahkemesi’nde (Divan-ı Harbi Örfi) 15 yıl mahkum edilince gizlice Avrupa’ya kaçar. Şubat 1921’de TBMM Hükümeti delegesi olarak Londra Konferansı’na katılır. 1922 yılında Genel Borçlar Yönetimi (Duyun-u Umumiye) temsilcisi olarak İstanbul’a döner. Lozan Konferansı’na Türk tarafının mali müşaviri olarak katılır. İsmet İnönü ile ihtilafa düşer ve bu görevden ayrılır. İstanbul’da Genel Borçlar Alacaklılar Vekilliği’nde bulunur. Haziran 1926 yılında İzmir’de Atatürk’e karşı düzenlenen süikasta karıştığı gerekçesi ile tutuklanır ve İstiklal Mahkemesi’nde yargılanır. 26 Ağustos 1926 yılında.

[Bu bir geçici deneme ve derleme çalışmasıdır. Amaç Türkiye’de ve kentim İzmit ve çevresinde yaşamış yada yaşayan Yahudiler yada Museviler, Yahudi yaşamları, Yahudi etkin kişileri, Sebatay Sevi olayları, Sebatayistler, Selanikliler, Dönmeler, Beyaz Türkler, genelde Musevilere Yahudilere & İsrailliler’e ait her tür bilgilerin az yada çok bir arada toplanmasını ve kısa bilgiler elde edilmesini sağlamaktır. Çalışma sürekli güncellenmektedir. Bu ilk çalışma zaman zaman güncellenmiş biçimle yer değiştirecektir.].

 

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir yada dağıtılabilir. © Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved. This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author. Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on 13.04.05.