Bu yazı çeşitli medya ortamları, ulusal ve yerel görsel ve yazılı basın için hazırlanmıştır. Resimler özgün olup tarafımdan çekilmiştir. Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com

Yukarı Hereke

Taş Ocakları &

Hereke Deprem Konutları

Akşamdan saati saat 06:00’ya kurmuştum. Ama ne yazık ki uyanamadım. Uyandığımda Bengisu da giyinmekteydi. Kursuna gidecekti. Ben de kalktım. Saat 07:30 olmuştu. Cep telefonuma baktım. Şarjı bitmek üzereydi. Bir süre şarja bağladım. Ablam Heyecan Kiraz’a ve Ali Osman Aykan’a telefon ettim. Benimle Yukarı Yarımca’ya gezmeye gelir misiniz dedim.İkisi de olur dedi.

 

Saat 08:00 sularında evden çıktım. İlkin Bakkal Ekrem’e gidip günlük gazeteleri ve iki paket sigaramı aldım (1). Bir süre Ali Osman Aykan’ı bekledim. Geldikten sonra yola çıktık. Çenesuyu Erim Caddesi üzerindeki pastaneden börek aldım (2)Uygun olan ilk köyde yemekti niyetim. Bu köyde olasılıkla Bulgurlu Köyü olacaktı. Yarımca’ya ulaşınca Yukarı Yarımca Yolu’nu bulmada zorlandım. Sonra anımsadım. Kirazlıyazlı’dan sapacak ve otoyol üst köprüsünden geçecektim.

 

Köprüyü geçince yolda iki Jandarma erinin yolun ortasında durmuş bir cip sürücüsüyle konuştuklarını gördük. Garipsedik. Yolumuzda ilerledik. Yolun sağında hedef tahtasını andırır bir levha ve yanında bir genç vardı. Levhanın altında sayısal göstergeli rakamlar! İleride yolun sağına park etmiş bir araç ve yanında birikmiş gençler!? Biz ilerleyince yolumuzu kesip durdurdular. Hepsi birden cama yapışıp meraklı gözlerle bize bakıyorlardı. Biz de onlara. Nereye gittiğimizi sordular!? Gideceğiniz yer her neresiyse dört saat gittiğiniz yerden çıkamayacaksınız! Yol ulaşıma kapatılacak! Ne oluyor dedik? Meğer Ford Otosan’ın Cumartesi-Pazar günü İzmit Outlet Center’da Başlangıç (Start) ve Bitişini (Final) açıkladığı Rally, Kirazlıyalı’dan Yukarı Yarımca Yolu ve Eski İstanbul Yolu ile İzmit Outlet Center’a olacakmış. Gazeteler bu ayrıntıyı vermiyorlardı.

 

Gençler bize yine nereye gittiğimizi sordular. Ben de gezmeye dedim. Yolda duramayacağımızı ve gittiğimiz yerden de dört saat süreyle çıkamayacağımızı söylediler. O zaman geri dönüyoruz dedim. Ne diyeceğimi ne düşüneceğimi bilemedim. Bana çok salakça geldi. Normal bir güzergah salt bir firmanın isteği üzerine insanlara kapatılıyordu. İnsanlar dört saat bulundukları yerden çıkamayacaklardı.

 

O zaman dedim. Biz de Yukarı Hereke’ye gideriz. Benden başka Yukarı Hereke’yi gören yoktu.  Haydi o zaman oraya gidiyoruz dedim. Bu sabah hava kapalıydı. Üç haftadır ancak bu Pazar hava tahminleri tutmuştu. Gökyüzü siyah bulutlarla kaplıydı. Hereke’ye varınca yolun ikili biçime dönüştürüldüğünü gördük. Tavşancıl’a doğru da kayalık kısımda kepçeler kazı yapmaktaydı. Hiçbir önlem ve tedbir alınmaksızın. Yuvarlanan koca koca kayalar yolun kıyısına düşmüştü.

 

Yukarı Hereke Yolu’nun Hereke Yukarı Mahalle önleri yeni yapılmış gibiydi. Geniş, düzgün ve sorunsuz. Çimento Lojmanları yanına gelince kenara yanaştım ve arabayı durdurdum. Buradan Hereke’nin yukarıdan görüntülerini aldık. Aşağılarını, karşı kıyıları, Karamürsel, Hersek Körfezi ve Subaşı Karamürsel Depremzede Konutları’nı izledik. Nuh Çimento fabrikası deniz sahilinin boylu boyunca nasıl hurda taşıyan gemilere liman yapıldığını,çimento fabrikasının nasıl koskoca dağı tırtıl gibi kemirdiğini izledik. Yukarı Mahalle’nin birkaç kare görüntüsünü aldım. Mahallenin doğu tarafında kalan vadiden İzmit taraflarına baktık. Vadide bir zamanlar var olan taş ocaklarının bıraktığı boşluğun artık ve çöplerle nasıl doldurulduğunu izledik.

 

Yukarı Hereke Yolu’nda damperli ve çift dingilli kamyonlar harıl harıl çalışıyorlardı. Yolu genişletilmiş ve yanlarına mıcır taşları dökülmüştü yeni. Yolun her iki tarafındaki derin çukurluk alanlar taş, kireç ve mıcır ocaklarına aitti. Ocaklardan kırmızı renkli toz bulutu yükseliyordu. Bu bölgeye Depremzede Konutları’nın yapılmış olmasını anlamak olanaksızdı. Kapanmış bir ocağın çukurluk alanı doldurulup konutlara yol yapılmıştı. Bitmiş yol yer yer kazılmıştı. Sanırım bölgeye doğal gaz getirilmişti. Belki? Mahalleyi gezelim dedik. Ama hiçbir kıpırtı yoktu. Pazar gününe yorduk. Yöreye özgü kırmızı renk toprak her yeri kaplamış gibiydi. Ortalık tozdan geçilmiyordu. Hem ocaklardan kalkan toz hem de yörede var olan topraktan kalkan kırmızı ve yanık renkli toprak yaşamı zorlaştırıyordu burada.

 

Yerleşim alanındaki konutların neredeyse tamamının boştu. Bazılarının pencerelerinde iğreti “Kirazlık” ilanları olduğunu gördük. Çok az bir yerleşim vardı. İnsanalr buraya gelmemişti. Yerleşmemişlerdi. Hele doğu ve güney taraflarda kalan koonutlar tamamen boştu. Bu kesimde birisi evine taşınmaya kalksa geceleri korkudan uyuyamazdı herhalde. Altyapı ve çevre düzenlemesi de yeni bitirilmiş gibiydi. Mahalleden Yukarı Hereke’ye bağlanan bir yol yapılıyordu. İşçiler yolun kenarındaki su akak betonlarını ve yürüme yollarının düzenlemekteydiler. Yol Yukarı Hereke’nin güneyinde kalan, küçük vadideki eski yola bağlanıyordu. Bu yol Bulgurlu Köyü’ne ulaşıp Eski İstanbul Yolu’na bağlanıyor. Herekeli olan Armağan Çağlayan adı kişinin yönlendirmesiyle çok yukarılarda bir yerde “Ünlüler Çiftliği” oluşturulmuş. Herkes merakla izlemekteymiş bir programı.

 

Eski yola ulaşınca batıya doğru dönüp köyün içine giden yola saptık. Bu dar yol bizi Yukarı Hereke’nin eski Köy Meydanı’na ulaştıracaktı. İlk kez 26.03.01 günü gelmiş ve çevreyi gezmiştim. Tedbirsizdim o zamanlar. Sayısal fotoğraf makinemin yedek bellekleri yoktu. Bellekte iki karelik yer kalmıştı. O zaman sadece iki kare görüntü alabilmiştim ama köyün güney ve batı taraflarını görmüştüm. Sokaklarında gezerken inanamamıştım. Burası adeta Doğu Anadolu’dan bir yer olmuştu. Sokaklarında bir sürü çocuk vardı. İnsanlar ama özellikle çocuklar Kürtçe konuşmaktaydılar. Köy meydanındaki kahvenin önünde Erzincan, Kars ve Patnos yazıyordu.

 

Yine aynı yere park ettim arabamı. Aynı kahveye girdik. Böreğimizi burada yiyecektik. Ablam çay içmek istemedi. Ona arabada bulundurduğum meyve suyundan ikram ettim. Biz ikişer bardak çay içtik. Böreğimizi yedik. Kahveciyle lafazanlık ettik (3). Kahveden çıkıp dolaşmaya başladık. Köyde eskilerden izler arıyorduk. Ahşap konaklar, tarihi ağaçlar ve köyün mezarlığı. Varsa kıyıda köşede antik taş kalıntıları. Az da olsa kıyıda köşede birden fazla ahşap konut vardı. Konutlar hep manzaraya göre düzenlenmişti. Önleri hep vadilere bakacak biçimde yapılmışlardı. Ama çoğunun çevresi çinko levhalarla kaplanmıştı. Kışları aşırı yağan yağmurlar örme üzeri balçık kaplı duvarları eritiyormuş.

 

Konutların çoğu ya terk edilmişti yada içlerinde insanlar yaşamıyordu. Köyün her bir köşesinde bakkal vardı. Eski Köy Merkezi’nde “Manav Kahvesi” karşısında bir “Kürt Kahvesi” vardı. Ama dolaşırken gördük ki birden fazla Kürt Kahvesi varmış. Köyde çoğunluk Doğu kökenli vatandaşlarımın lehine değişmiş. Hayvancılık söz konusu. Bir de sokaklarda dolaşan hindi ve kazlar var. Şaşırtıcı ama kazlar. Kaz her yerde beslenen bir kümes hayvanı değil. Köy Fırını’nı, Eski Hayvan Meydanı’nı ve diğer cadde ve sokakları gezdik. Köy kuzeye ve doğuya doğru genişliyor. Göç sürekli sanırım. Yaşam hareketli. Her tür dükkan var. Bazı meraklılar neden resim çektiğimizi soruyorlar. Sokakların aralarında bazı Manav ailelere  rastlıyoruz. Manavlar köyü tamamen terk etmemişler. Ama arsa ve konutların çoğu Doğu’dan gelenlere satılmış. Satılmaya devam edeceğe benziyor.

 

Köyün kuzeyi daha düz bir alan. Mahalle daha da gerilere uzanıyor. Bu alanda Yukarı Hereke ve Deprem Konutları’na çalışan otobüslerin durak yeri. Kars, Erzincan ve Patnos levhasının asılı olduğu otobüs yazıhanesi olarak kullanılan iğreti bir kulübe var alanın köşesinde. Konutlar betonarme. Betonlar yine aynı. Kalitesiz ve itinasız. Ama betonlaşma ve konutlaşma hızlı. Alandan geri dönüyoruz. Köyün doğu tarafındaki sokaklara dalıyoruz. Buraları görüntüledikten sonra köyün en yüksek tepesine tırmanıp ara sokaklarla Köy Camisi’nin kuzey-doğu köşesine ulaşıyoruz. Buradan yine kuzeye doğru tırmanan bir sokakla Sağlık Ocağı yapısı önlerine geliyoruz. Sağlık Ocağı’nın daha batısında kalan meydan da köy okulu yer alıyor. Vakti zamanında köy oldukça büyükmüş. Her bir köşede kalmış ahşap konutlardan bunu çıkartmak kolay.

 

Köyde İncir, Ceviz, Dut, Kiraz, Hurma, Ayva, Erik yetişiyormuş. Evlerin bahçelerinde bu ağaçları görmek olanaklı. Bir de sık rastlanan bir tür var. Çitlembik Ağaçları. Bu ağaçlar genelde ikili ve üçlü halde. Dut Ağaçları’nın gövdeleri kalın ama dalları oldukça genç. Bundan ben buralarda ipek kozacılığı yapıldığı kanısına varıyorum. Hereke’de İpek Halıcığı’nın Osmanlı zamanlarına dayanıyor. Ama konuştuğumuz köylüler ısrarla köyde ipek kozacılığı yapılmadığını söylüyor. Bu çok şaşırtıcı. İpek ipliği Bursa’dan gelirmiş eskilerde! Ya bodur kalmış Dut Ağaçları ne demek o zaman? Bence bazı aileler kendi ipliklerini hazırlamak için kozacılık da yapıyorlardı.

 

Konutlar ahşap iskeletli. Aralara samanlı-balçık örülmüş. Yığma tuğla ve briket de kullanılmış. Ama ilk konutlarda saman-balçık kullanılmış.

 

Konutlar ahşap iskeletli. Aralara samanlı-balçık örülmüş. Yığma tuğla ve briket de kullanılmış. Ama ilk konutlarda saman-balçık kullanılmış. Konutlarda kullanılan ağaçlar Meşe Ağacı’ymış. Alt katlar taştan örme duvarlarla kaplı. Üst katlar çıkmalı ve ahşap iskeletli. Ağaç örgülü. Üzerleri saman-balçık kaplı. Çıkmaları altlarında yarım yay biçiminde desteklerle kuvvetlendirmişler. İlginçtir. Eskiler ağırlığın desteklerle tabana aktarılması kuralına titizlikle uymuşlar. Betonarme yapılarda ise çıkmaların altında destek sistemi ne yazık ki hala yok. Yaşanmış deprem felaketine rağmen yok.

 

Köy Mezarlığı, köyün ilkokul yapısının daha batısında kalıyordu.Uzaktan servi ağaçlarını gördük. Ama fazla vaktimiz yoktu. Mezarlığı gezmek oldukça zaman alacaktı. Saat 11:00’de Kentsa Sitesi’nde olacaktık. Kablo TV aboneliği ile ilgili forma düzenlemesi olacaktı. Kablo TV yetkilisi gelecekmiş. Dün Kentsa Sitesi’ndeki bekçi öyle demişti bize.

 

Köyün batı tarafını gezdikten sonra yine ara sokaklarla Eski Köy Meydanı’na doğru yürümeye başladık. Bir sokak bize köyün ilk ilkokulunun önüne getirecekti. Bu okul ter edildikten sonra kaderine bırakılmış. İçi moloz ve atıklarla dolu. Okul caminin hemen altında,doğu tarafına yapılmış. Yapı taş örme. Harika bir yapı. Yörede taş bol. Köy Camisi 1960 yılında onarılmış. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi köyü hiç etkilememiş. Hereke ve Yukarı Hereke İzmit çevresinde en kayalık alan kurulu. Caminin yapılışı 1901’lerdeymiş. Eski yapı yıkılıp yerine yenisi yapılmış.

 

Caminin hemen doğu tarafında dar bir alan var. Küçük bir park gibi.  Orta yerde, çevresi betonla çevrili tarihi bir Meşe Ağacı. Caminin bahçesinde de bir Atkestanesi Ağacı ile Çitlembik Ağacı. Caminin bahçe kapısına yakın sokakta yan yana dükkanlar var. Köyün eski yerlilerinden olan bakkalla sohbet ediyoruz ayaküstü. Vakti zamanında köy 350 haneymiş. Tamamı Manav kökenli. Geçimlerini meyvecilik ve hayvancılıktan sağlarlarmış. Sonraları da İpek Halı Dokumacılığı gelmiş. Şimdi köyde 20-30 hane kalmış Manavlar. Köyde kaç hane olduğunu öğrenemedim. Aslında köy değil artık burası. Kente yakın büyük bir semt adeta. Büyük. Devingen ve yaşam dolu. Kendilerine yetkin. Her tür dükkan var. Göremediğim sadece Eczaneydi. Birde kasap. Ama her hanede hayvancılılık olduğundan kasap iş yapmayabilirdi.

 

Meraklı bir adam yanımıza geliyor. Ahmet Atay (46). İsterseniz diyor. Hemen yan tarafta bir konut var. Bu köyün en görkemli konutuydu. Sonradan değişiklik yaptı oğlu. Ama bakın konutta işçilik ve süsüleme nasıl! Sizi götüreyim diyor. Yapı bakkalın hemen bir konut batısında. Konut iki katlı. Onun hemen kuzey tarafında başka bir ahşap konut daha var. İncelediğimiz konut Kasap Hüseyinler’e aitmiş. Bahçesine götürüyor bizi. Pencerelerin üst dilimleri renkli cam. Pencere korkulukları geçme ve kakma demir doğrama. Kaynak yok. Şimdilerde kimseler uğraşmaz bu geçme bükme zanaatle. Biz bahçedeyken konut sahibinin oğlu da geldi. Hoş sohbet edip eve ait bilgiler aldık. Camlarının üst kısımları renkli camdandı. Ahmet Atay eski evlerin duvarlarının ince dallarla örülüp aralarına balçık sıvandığından kışın esen çetin rüzgar ve yağmurlara karşı dayanıklı olmadığını bu nedenle zamanla evlerin çevrelerinde saç kaplama yapıldığını söyledi. Bu durum içinde oturulan her eski evde mevcuttu.

 

Yukarı Hereke vaktiyle 350 hanelik bir köymüş. Şimdilerde ise 30-40 hane. Köyün eski hanelerinin bahçelerinde bol bol her tür meyve ağacını görmek olanaklı. Dut, Atkestanesi, Ayva, Elma, Kiraz, Üzüm Bağı benzeri meyve ağaçlarına rastladı. Köy içinde Çınar, Atkestanesi ve Çitlembik ağaçları adeta kutsal ağaç gibi korunmuşlardı. Köyün içinde kaderine terk edilmiş yada onarılmamış Eski Osmanlı tarzı konutlara çok rastladık. Eski İlkokul yapısı köy camisinin hemen batı köşesinde terk edilmiş virane biçimindeydi.

 

Köyden ayrılıyoruz. Hızla D-100’e erişiyorum. İzmit’e ulaşmak için yarım saatimiz var. Dönüşü otoyolla yapacağım. Hava iyice karardı. Yağmur bulutları gökyüzünü kapladı. Ama İzmit civarının üzeri daha siyah. Yağmur geldi gelecek. Trafik rahat ve sakin. Ortalama 140-160 km hızla sürüyorum. Tütünçiftlik Kuzey Mahallesi hizalarına erişince hafiften atıştıran yağmur hızını arttırdı. Yavaşladım. Sopalı Çiftliği-Yenikent hizalarında ise yağmur arttı. Araçların tekerlerinden kalkan çamur camlara yapışıyor. Kirli ve yağlı. İzmit Batı Gişeleri’ne yaklaştığımızda ise yağış silecek çalıştıracak yoğunluğa erişti. Ücreti ödeyip gişelerden çıktım (4).

 

Cezaevi önlerinden geriye döndük. Ali Osman Aykan, Şirintepe köprüsü hizasında beni bırak dedi. Kahveye gidecekmiş. Bir iki el kağıt oynayacaktır arkadaşlarıyla. Biz eve geldik.Yolda eve telefon etmiştik hazır olun diye. Ama apartmanın önüne gelince onları bekleyecektik. Çenesuyu çevresinde henüz yağmur yoktu. Bizimkiler hazır olunca geldiler. Bengisu daha eve dönmemişti. Aybüke Beren sırt çantasına bir sürü şey doldurmuş. Bagaja koyduk. Yola çıktık. İzmit’te yoğun yağmur yağıyordu.

 

Kentsa Sitesi’ne gidince formları kabul edecek görevlinin gelmediği ama üç hat çekici elemanın çalıştıkları bilgisini aldım. Bizim yapıya da Kablo TV ana kutusu takılmıştı. DigiTurk hattı için çekilen TV Hat Kutusu çok iğretiydi. Kablo TV hatları da aynı yerden aktarılıyordu. Kutunun kapağı kapanmıyordu. Hanife evde mutfak dolaplarını temizlerken biz de salonda TV izledik. Evde bir süre kaldık. Ablama kömür için para verdim (5). Halıları serdik. Dönüşte ben Halkevi’nde indim. Hanife’ye ablamı Derince’ye evine bırakmasını söyledim.

 

Muhittin Bakan arkadaşlarıyla Maliyeciler Lokali’nde oturuyordu. Bir süre geçen hafta dolaştığımız köylerdeki Roma dönemi malzemeler, lahit mezarlar ve anıt mezarlarla ilgili konuştuk. Dörner’in bölgede 1940’larda yaptığı gezide tespit ettiklerinden başka şeyler de bulmuştuk biz. Üzerime montumu almamıştım. Hava oldukça serinlemişti. Ben yine üşümeye başlamıştım. Muhittin Bakan arkadaşları gelince Briçe başladı. Bir süre onları izledim. Ben üşümeye başladım, gidiyorum dedim. Yeni Turan Durağı’na çıkıp Şirintepe otobüsü bekledim. Gelen ilk araca binip eve geldim (6). (J)

 

Açıklamalar & Dipnotlar

(1). Merve Market; Ekrem Göde. Y. Birlik Sit. Altı, Şirintepe İzmit. Tel; +90-262- 226 72 78. Milliyet Gazetesi TL. 300,000 (30 Kuruş), Özgü Kocaeli Gazetesi TL. 300,000 (30 Kuruş). İki paket Muratti Ambassador TL.5,200,000 (YTL 5,2),

(2). Balta Kardeşler Gıd. Unlu Mam. Yapı Malzemeleri İnşaat Ticaret Ltd. Şti.; Çınarlı Mahallesi, Nihat Erim Cad. No: 19, Çenesuyu-Derince-İzmit. Tel: 262-22320 54. Yarım kg kıymalı ve peynirli börek bedeli TL. 4,000,000 (YTL 4.-),

(3).Dört çay bedeli TL.1,000,000 (YTL 1.-)

(4).KGM Anadolu Otoyolu 03.10.04, Saat 10:44. Hereke-İzmit. TL. 1,500,000 (YTL 1,5),

(5).200,000,000 TL. Kömür almaları için.

(6).Şehiriçi taşıma ücreti TL.750,000 (75 Kuruş)

(J) Yazım hataları, yanlışlıklar ve her tür bilgi eksiklikleri müstesnadır.

 

Erkan Kiraz, 03.10.2004 Pazar, Şirintepe-İzmit, erkankiraz@yahoo.com, erkankiraz@superposta.com  

 

http://www.gezinotlari.net/ky_asp

http://community.webshots.com/user/erkankiraz

den başlayıp ardışık alarak devam edip

http://community.webshots.com/user/erkankiraz30

‘e kadar

http://www.mydalyan.com/erkankiraz

http://www.virtualtourist.com/erkankiraz

http://groups.yahoo.com/group/bilgisayarveinternetguvenlik

http://www.trainweb.org/demiryolu/

site: Jean-Patrick Charrey, contributions & translation into Turkish by Erkan Kiraz

 

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz’a Aittir. Tüm Hakları Saklıdır.

 Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir yada dağıtılabilir.

© Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved.

This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author.

Written & Edited By Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on 03/10/04.

 

 

KAPAT